pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 EBEDİ HAYAT AHİRET: VE
VE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2025 Pazar

KABİR VE TÜRBE ZİYARETİNİN ADABI

 KABİR VE TÜRBE ZİYARETİ VE ADABI

KABİR ZİİYARETİ ADABI
TÜRBE ZİYARETLERİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
ZİYARETÇİLERİN DİKKATİNE
İSLÂM DİNİNE GÖRE; TÜRBE VE YATIRLARA
Adak Adanmaz,
Kurban Kesilmez,
Mum Yakılmaz,
Bez – Çaput Bağlanmaz,
Taş – Para Yapıştırılmaz,
Eğilerek ve Emekleyerek Girilmez,
Para Atılmaz,
Yenilecek Şeyler Bırakılmaz,
El – Yüz Sürülmez,
Türbe ve Yatırlardan Medet – Şifa Umulmaz,
Türbelerin İçinde Yatılmaz,
Bu ve benzeri bid’at ve hurafeler Dinimizce kesinlikle yasaklanmıştır.
Ziyâretçi mezarlığa varınca yüzünü mezarlara döndürerek Peygamber Efendimiz'in öğrettiği üzere şöyle selâm verir:
HADİS: "Selâm size, ey mü’minler diyârının sâkinleri! İnşâallâh yakında biz de aranıza katılacağız. Allah’ın bizi de sizi de bağışlamasını dilerim.” (Müslim, Tahâret, 39; Cenâiz, 104)"
Kabirde yatanlara duâ etmeli ve kendisinin de onlar gibi olacağını düşünmelidir. Ziyâret ettiği kimsenin kabrine, sanki hayattaymış da onunla konuşuyormuş gibi yüzünü dönerek yaklaşmalı ve rahatsız değilse ayakta durmalıdır. Sağlığında kendine çok yakın ise yakınına varmalı, fazla yakın değilse uzakça durarak dua etmelidir.
Kabir ziyareti sırasında namaz kılarak oraların mescit hâline getirilmesi dinen tasvip edilmeyen bir davranıştır. Ayrıca kabre karşı namaz kılmak da mekruhtur.
HADİS: Kabirlere mum dikmek ve yakmak caiz değildir. (Muvatta, Cenâiz, 12-13)
HADİS: Kabrin üzerine oturmak ve mezarları çiğnemek mekruhtur. (Müslim, Cenâiz, 98)
HADİS: Kabristanda ziyâretle bağdaşmayan edep dışı ve malayani söz söylemekten, kibirlenip çalım satarak yürümekten sakınmak ve mütevâzî bir tavır takınmak gerekir. (Nesâî, Cenaiz, 100)
HADİS: Kabirlere, küçük ve büyük abdest bozmaktan sakınmalıdır.
HADİS: Kabristanın ağaçlarını ve yaş otlarını kesmek mekruhtur.
HADİS:Kabir yanında kurban kesmek Allâh için olsa bile mekruhtur. Hele ölünün rızâsını kazanmak ve yardımını elde etmek için kesilmesi kesinlikle haramdır. Bunun şirk olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü kurban kesmek ibâdettir. İbadet ise yalnız Allâh'a mahsustur.
HADİS:Kabirler Ka'be tavaf edilir gibi dolaşılıp tavaf edilmez.
HADİS:Ölülerden yardım istemek ve bunun için mezar taşlarına bez, mendil ve paçavra bağlamak kişiye bir fayda sağlamaz. Kabirdeki kişinin başkasına bizzat fayda vermeye veya bir zararı gidermeye gücü yetmez. Ancak Allâh'tan bir şey isterken sâlih zâtları vesile kılmak ve bunun için onların kabirlerini ziyâret etmek câizdir. Meselâ “HADİS: Peygamber Efendimiz hakkı için, onun hürmetine, ya Rabbî onunla Sana dua ediyorum, şu isteğimi yerine getir!” demek duaların kabulüne vesile olur. (Tir­mi­zî, De­avât, 118; İbn-i Han­bel, IV, 138)
Bunun pek câlib-i dikkat bir misâli şudur:
Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in vefâtından sonra Medîne'de şiddetli bir kıtlık olmuştu. Ahali durumu Hz. Âişe'ye şikâyet ettiler. Validemiz onlara şu tavsiyede bulundu:
HADİS: Nebiyy-i Muhterem Efendimiz'in kabri şerîfine gidin, tavanından bir pencere açın. Efendimiz ile semâ arasında bir perde kalmasın!
Böyle yaptıklarında bolca yağmur yağdı, otlar yeşerip büyüdü, develer iyice semizleşti. Hatta bu seneye “Âmu'l-fetk, bolluk senesi” ismi verildi. (Dârimî, Mukaddime, 15)
HADİS:Kabir ziyâretini özellikle cuma olmak üzere perşembe ve cumartesi günleri yapmak daha faziletlidir. Ancak diğer günlerde ziyâret de mümkün ve caizdir.
HADİS:Kabirleri gece ziyaret etmek de caizdir. Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- gece Cennetü'l-Bakîa'ya gidip dua etmiştir. (Müslim, Tahâret, 39; Cenâiz, 104)

19 Eylül 2022 Pazartesi

KURANDA VE HADİSLERDE KABİR HAYATI UYKUYA BENZETİLMİŞTİR


KURANDA VE HADİSLERDE KABİR HAYATI UYKUYA BENZETİLMİŞTİR
Allame Meclisi’nin dediğine göre berzah âleminin uyku ve rüyaya benzetilmesi, birçok hadiste zikredilmiştir.
Her insan rüya âleminde, ruhunun, kalıbından yararlanarak bazen çok geniş ve güzel yerlere gittiğini, oralarda görkemli manzaralarla ve birçok nimetlerle karşılaştığını, onlardan istifade edip lezzet aldığını görmüştür. Bazen de tersine korkunç manzaralar görüp çok korkmuş, rahatsız olmuş ve bağırıp ağlayarak uykudan uyanmıştır.
Bu benzetmeye (rüya âlemi) dikkat edildiğinde, berzah âleminin görünümü, bir miktar daha kolay anlaşılır. İsminden de anlaşıldığı üzere “misali cisim”, bu bedenin benzeridir. Ama bu yoğun maddeli unsura sahip değildir. Belki nurani, maddeden ve bu âlemin bilinen unsurlarından soyut latif bir cisimdir.
Bazılarına göre: “Misalî kalıp” herkesin bedeninin bâtınında vardır ve sonuçta ölüm anında bedenden ayrılarak kendi “berzah” hayatına başlamış olur. Buna göre ruh, ölümden sonra "tenasuh" meydana gelmesin diye ayrı bir bedene intikal etmez. Belki, kendi batınında bulunan misâlî kalıbına intikal etmektedir.
Hadislerde de “misâlî cisme” işaret edilmiştir. Bunlardan birinde; birisi İmam Cafer Sadık'a (a.s):
"Bazıları müminlerin ruhlarının, arşın etrafında bulunan yeşil renkli kuşların kursaklarında bulunduğuna inanıyorlar?" diye sorar. İmam da şöyle buyurur:
"Bu inanç doğru değildir. Mümin, Allah katında onların ruhlarını, kuşların kursaklarına koymasından daha kıymetlidir. Belki ruhları önceki bedenlerine benzer (bir) bedendedir." 
Yine İmam şöyle buyurmuştur:
"Allah Teâlâ müminin ruhunu aldığı vakit onu dünyadaki “kalıbına” benzer bir kalıba yerleştirir."
Sonra İmam şöyle devam etti:
"Bu ruhlar, (berzah kalıbında) yiyip içerler, birisi onların (yanına) geldiğinde, onu dünyada olduğu şekliyle tanırlar." 
Bu hadislere göre, müminlerin berzah âlemindeki ruhları, berzah cennetinin bağlarında ve odalarındadırlar. Kâfirler ve mücrimlerin ruhları ise, berzah ateşi ve azabına müptela olmuşlardır ve Yemen'de bulunan Hadramevt'te, Berehut (Berehevt) denilen yerde dururlar.  Müminlerin ruhları ise Necef-i Eşref'te bulunan Dâru’s-Selâm'dadır.
Kuranda ve Hadislerde Berzah Âleminin Uykuya Benzetilmesi
Zümer Sûresi 42. âyette şöyle buyurulur:
UYKUDA ÖLÜM GİBİDİR İNSAN ÖLÜNCE CANI ALINIR ECELİ GELMEDİ İSE UYANINCA CANI İADE EDİLER
AYET: (ZÜMER 42.)"Allah, ölecekleri vakit onların canlarını alır. Ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanın ruhunu tutar, öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir."
Bu ayet-i kerime açıkça ölüm ile uykunun aynı cinsten olduğunu beyan etmektedir. Allah Teâlâ, her iki durum (ölüm ve uyku)da da canı almaktadır. Şu farkla ki; Allah Teâlâ eceli erişen kimsenin ruhunu tutar. Eceli gelmeyenin ruhunu da uyandığında belirli bir vakte kadar salıverir.
Hadislerde de ölümün uykuya benzetilmesi, birçok yerde geçmiştir. Burada bir tanesini örnek olarak zikrediyoruz:
Birisi İmam Cevad’a (a.s): “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, İmam cevap olarak şöyle buyurdu:
ÖLÜM UYKU GİBİDİR TEK FARKLAKİ ÖLEN KIYAMETTE UYANIR KABİRDE OLANLARDA TIPKI UYAYANIN RÜYA GÖRMESİ GİBİDİR NASILKİ RÜYADA CESET YATARKEN RUH DOLAŞIRSA KABİRDEDE ÖYLEDİR CESET YATARKEN RUH DOLAŞIR
HADİS: "Ölüm, her gece yaşadığın uyku gibidir. Ama şu farkla ki ölümün müddeti uzundur ve insan bu uykudan kıyamet gününde uyanacaktır. Rüya âleminde rüya gören insanlar, türlü sevinçler, dehşetler ve zorluklarla karşılaşırlar. Ölüm âleminde de böyledir ve insanın başına acı ve tatlı hadiselerin gelmesinin başlangıcı, işte bu ölümdür. Kendinizi ona hazırlayın."
Elbette şu hususu da hatırlatmada yarar var: Berzah âlemi, âhiret ve kıyametle kıyaslandığında bir açıdan, bir çeşit uykudur. Ama dünya hayatına kıyasla, dünya hayatından daha geniş bir hayata sahiptir. Bu yüzden hadislerde şöyle geçer:
İNSANLAR UYKUDADIR ÖLÜNCE UYANIRLAR
İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar.

MÜNKER VE NEKİR


(
MÜNKER VE NEKİR)
İşte bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaren bitmez tükenmez bir halde devam edecek olan aleme Ahiret alemi denir. En son ve en mükemmel din olan İslam’a göre (maide.3) meydana geleceği ayet(bakara.4) ve hadis ile(tecridi sarih .44) Ve bütün ümmetin fikir birliği ile kesin olarak Ahiret gününe inanmak imanın şartıdır. Ve farzdır; Ahiret günü denilince Bu alemin hepsinin yok olması ve hayatın tamamı ile sona ermesi ahiret hayatının başlaması anlaşılır. Ahiret hadiselerine gelince de şu 9 şey akla gelir.
1-Canlılar için ahiret hayatının başlangıcı olan berzah (KABİR) hayatı.
2-Sura üfürülmesi ve herkesin tekrar dirilerek kabirlerinden kalkıp MAHŞER de toplanması.
3-Dünyada iyilik ya da kötülük cinsinden yapılan işlerin kaydedildiği AMEL DEFTERİ nin sahiplerine okunması
4-İyilik ve kötülüklerin tartıldığı MİZAN (terazi) nın kurulup amellerin tartılması.
5-Bütün insanların üzerlerinden geçmeleri mecburi olan SIRAT KÖPRÜSÜ nden geçilmesi.
6-İmanlı ve ameli iyi olanların gideceği CENNET.
7-İmansız ve ameli iyi olmayanların gideceği CEHENNEM.
8-Peygamberimizin ve seçkin müminlerin başında bulunacağı KEVSER havzı.
9-Peygamberimizin müminlere ŞEFAAT i gibi hadiseler hatıra gelir.
MÜNKER-NEKİR:
Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melek. Bunların Münker ve Nekir diye isimlendirilmesi her ikisinin de aşina olmadığımız garip bir surette olmalarındandır. Ehli sünnete göre Münker ve Nekir ölen kişiye rabbini, Peygamberini sorarlar. Mümin kişi bu sorulara cevap verir. Ama Kafir veremez. Bu husustaki hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir. Ve melekler sorularını yöneltirler.
HADİS: Hz peygamber(sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.” Ölü defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker ötekine Nekir denir. Ölüye Resulullah hakkında ne diyorsun? Diye sorarlar. O da Kelime-i şehadeti getirir. Sonra melekler kabri 70*70 zira kadar genişletilir. Ve aydınlatılır. Sonra ona yat denir. Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan güveğinin uyuması gibi uyu derler. Böylece yattığı yerden Allah(cc) tekrar onu diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise insanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim bilmiyorum der. Meleklerde arza onu sıkıştırın derler. Arz onu sıkıştırınca kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden diriltinceye kadar azap devam eder.(tirmizi.70)
AYET: (İbrahim .27)”Allah iman edenleri dünyada da Ahirette de değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zalimleri ise saptırır. Allah(cc) dilediğini yapar.” Ayette geçen Ahiret hayatından maksat kabir hayatı, sözden maksat ise Kelimei şehadettir.