KABİRDEN KALKIŞ RUHLA VE BEDENLE BİRLİKTE OLACAKTIR
KABİRDEN KALKIŞ RUHLA VE BEDENLE BİRLİKTE OLACAKTIR
KABİR HAYATI: BERZAH ALEMİ:
KABİRDEN KALKIŞ RUHLA VE BEDENLE BİRLİKTE OLACAKTIR
KABİR HAYATI: BERZAH ALEMİ:
Berzah set, engel, perde demektir. Dini anlamı ise ölümden sonra ruhun bedenden ayrılması yani kabir alemidir. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçer.
CESET ÖLÜR RUHLAR ÖLMEZ KIYAMETE KADAR KABİRDE YAŞARLAR
AYET: (müminun.100)''Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler. Rabbim beni dünyaya geri gönder. Taki ben zayi ettiğim ömür mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım. Hayır onun söylediği bu söz. Hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise dirilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani ) bir engel(berzah) vardır.''Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte cesedin ölümünden sonra berzah denilen bir alemde yaşamaktadırlar.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURUYORKİ KABİRDEKİ SORGU SUALDEN SONRA SALİH AMEL İŞLEYEN GELİNLER GİBİ RAHAT UYURLAR
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki: Kabirdeki soru ve cevaptan sonra Salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir. Gelinler gibi uyuyun Gelin çok sevdikçe rahat uyur. Alla(cc) onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi mışıl mışıl derin bir uykuyla uyurlar rahat ve huzurlu olarak (tirmizi.cenaiz 70)
Bu delillerden de anlaşılıyor ki berzahtaki yaşayışta ruh bedenden ayrıdır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez.
İnsan ölünce ruhu başka bir aleme gider. Orada ameline göre ya rahat yaşar. Ya da azap görür. O aleme alemi berzah denilir ki Dünya ile Kıyamet sonrasından başka bir alemdir. Yaşayışla uyku arasındaki uyku alemi nasılsa dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de aynıdır. Berzah kelimesi, aslında iki şey arasındaki engel veya vasıta anlamına gelir.
İki şey ve iki konak arasında bulunan hususa "berzah" derler. Keza iki deniz arasında bulunan kara parçasına da "berzah" denir. Yine tatlı ve tuzlu su arasında bulunup bu ikisinin karışmasına engel olan sınırın adı da berzah'tır. Burada, bu kitabın söz konusu ettiği berzahtan maksat, dünya ile ahiret arasında bulunan âlemdir ve her insanın ölümünden başlayıp kıyamet gününün vukuuna kadar devam etmektedir. Buna göre, şu anda berzah âlemi mevcuttur.
Ölen kimseler bu âlemde bulunmaktadırlar. Başka bir deyişle; insan öldüğünde, onun bedeni ölür. Ama ruhu, bedeninden ayrı kalır ve canlıdır. Ruh cismin avarızından (araz, cisme arız olan bir şey) olmadığından dolayı, cismin ölmesiyle ölmez. Aksine "müstakil bir cevher"dir (bağımsız bir özdür) ki cismin yokluğunda da kendi kalıcılığını, varlığını sürdürebilmektedir. Keza cismin ölümünden sonra da "berzah" denen bir âlemde karar kılar ve gerçekte, görünmeyen bir şekilde kendi cismiyle irtibatı vardır. İnsan ruhu, dünya hayatının sona ermesiyle "latif bir cisimde" karar kılar ki, o cisim maddi cismin birçok arazlarından uzaktır. Buna "misâlî beden" veya "misâlî kalıp" derler. Ne tamamen mücerrettir, ne de sırf maddidir. Belki "berzahî tecerrüd" (berzaha has bir nevi mücerretlik)tir. (Örneğin: Suyun bir saksının içinde bulunmasıyla bir naylon poşetin içinde bulunmasının farklı olduğu gibi. İlki kalın bir cismin, ikincisi ise latif bir cismin içinde bulunmaktadır. Suyun, naylonun dışından görüldüğü gibi, bazıları da berzahî suretleri/şekilleri görebilirler.) Elbette madde âleminin zindanında esir olarak yaşayan bizler için bu konunun apaçık anlaşılması mümkün değildir; ama biraz da olsa anlaşılabilmesi için bilginler bu durumu uyku haline benzetmişlerdir. Allame Meclisi’nin dediğine göre berzah âleminin uyku ve rüyaya benzetilmesi, birçok hadiste zikredilmiştir. Her insan rüya âleminde, ruhunun, kalıbından yararlanarak bazen çok geniş ve güzel yerlere gittiğini, oralarda görkemli manzaralarla ve birçok nimetlerle karşılaştığını, onlardan istifade edip lezzet aldığını görmüştür. Bazen de tersine korkunç manzaralar görüp çok korkmuş, rahatsız olmuş ve bağırıp ağlayarak uykudan uyanmıştır. Bu benzetmeye (rüya âlemi) dikkat edildiğinde, berzah âleminin görünümü, bir miktar daha kolay anlaşılır. İsminden de anlaşıldığı üzere “misali cisim”, bu bedenin benzeridir. Ama bu yoğun maddeli unsura sahip değildir. Belki nurani, maddeden ve bu âlemin bilinen unsurlarından soyut latif bir cisimdir. Bazılarına göre: “Misalî kalıp” herkesin bedeninin bâtınında vardır ve sonuçta ölüm anında bedenden ayrılarak kendi “berzah” hayatına başlamış olur. Buna göre ruh, ölümden sonra "tenasuh" meydana gelmesin diye ayrı bir bedene intikal etmez. Belki, kendi batınında bulunan misâlî kalıbına intikal etmektedir.[1] Hadislerde de “misâlî cisme” işaret edilmiştir. Bunlardan birinde; birisi İmam Cafer Sadık'a (a.s): "Bazıları müminlerin ruhlarının, arşın etrafında bulunan yeşil renkli kuşların kursaklarında bulunduğuna inanıyorlar?" diye sorar. İmam da şöyle buyurur: "Bu inanç doğru değildir. Mümin, Allah katında onların ruhlarını, kuşların kursaklarına koymasından daha kıymetlidir. Belki ruhları önceki bedenlerine benzer (bir) bedendedir." [2] Yine İmam şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ müminin ruhunu aldığı vakit onu dünyadaki “kalıbına” benzer bir kalıba yerleştirir." Sonra İmam şöyle devam etti: "Bu ruhlar, (berzah kalıbında) yiyip içerler, birisi onların (yanına) geldiğinde, onu dünyada olduğu şekliyle tanırlar." [3] Bu hadislere göre, müminlerin berzah âlemindeki ruhları, berzah cennetinin bağlarında ve odalarındadırlar. Kâfirler ve mücrimlerin ruhları ise, berzah ateşi ve azabına müptela olmuşlardır ve Yemen'de bulunan Hadramevt'te, Berehut (Berehevt) denilen yerde dururlar. [4] Müminlerin ruhları ise Necef-i Eşref'te bulunan Dâru’s-Selâm'dadır.[ 5] Kuranda ve Hadislerde Berzah Âleminin Uykuya Benzetilmesi Zümer Sûresi 42. âyette şöyle buyurulur: "Allah, ölecekleri vakit onların canlarını alır. Ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanın ruhunu tutar, öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir." Bu ayet-i kerime açıkça ölüm ile uykunun aynı cinsten olduğunu beyan etmektedir. Allah Teâlâ, her iki durum (ölüm ve uyku)da da canı almaktadır. Şu farkla ki; Allah Teâlâ eceli erişen kimsenin ruhunu tutar. Eceli gelmeyenin ruhunu da uyandığında belirli bir vakte kadar salıverir. Hadislerde de ölümün uykuya benzetilmesi, birçok yerde geçmiştir. Burada bir tanesini örnek olarak zikrediyoruz: Birisi İmam Cevad’a (a.s): “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, İmam cevap olarak şöyle buyurdu: "Ölüm, her gece yaşadığın uyku gibidir. Ama şu farkla ki ölümün müddeti uzundur ve insan bu uykudan kıyamet gününde uyanacaktır. Rüya âleminde rüya gören insanlar, türlü sevinçler, dehşetler ve zorluklarla karşılaşırlar. Ölüm âleminde de böyledir ve insanın başına acı ve tatlı hadiselerin gelmesinin başlangıcı, işte bu ölümdür. Kendinizi ona hazırlayın." [6] Elbette şu hususu da hatırlatmada yarar var: Berzah âlemi, âhiret ve kıyametle kıyaslandığında bir açıdan, bir çeşit uykudur. Ama dünya hayatına kıyasla, dünya hayatından daha geniş bir hayata sahiptir. Bu yüzden hadislerde şöyle geçer: İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar. Kur'ân Açısından Berzah Kur'ân-ı Kerim'de, üç yerde "berzah" kelimesi geçer. Bunlardan ikisinde (Furkan: 53 ve Rahman: 20) bu kelime, denizdeki tatlı ve tuzlu su arasında "perdeleyen ve engelleyen sınır" anlamındadır ve iki tür suyun birbirine karışmasını engellemektedir. Fakat bir yerde (Mü’minûn: 100. âyette) berzah âlemini ifade etmektedir ve açıkça şöyle buyurulmaktadır: "Onların önlerinde, diriltilip güne kadar bir berzah vardır." Diyebiliriz ki; bu ayet ve birçok hadiste geçen berzah kelimesi, ölümden sonra, kıyamet gününe kadar olan berzah âlemi'ni ifade etmektedir. Yukarıda zikredilen ayete ilave olarak Kur'ân-ı Kerim'de, berzah âlemiyle ilgili birçok ayet de vardır. Açıkça veya işaret yoluyla berzah âleminden söz edilmiştir. Burada birkaç ayeti zikredelim: Bir kısmı, salih kulların berzah âlemindeki mükâfatlarının beyanı hakkında, bir kısmı ise salih olmayanların berzah âlemindeki azapları hakkında açıklık getirmektedir.
Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin anlatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hem de ruhla birlikte olacaktır. İşte
AYET:(Nisa.56)”Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar, onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz. Şüphesiz ki Alla(cc) mutlak galiptir. Yegane hüküm sahibidir buyrulur. Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir. Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte
AYET:(Yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir” Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değil midir? Kaldı ki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.
AYET:(Rum.28)” Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olan odur. Bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar onundur.’
AYET:(Kaf.15)”Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.”
AYET:(Hac.6-7)’2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kadirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır.”
AYET:(yasin.80-81)” O Allah ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter.”
AYET:(Yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir” Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değil midir? Kaldı ki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.
AYET:(Rum.28)” Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olan odur. Bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar onundur.’
AYET:(Kaf.15)”Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.”
AYET:(Hac.6-7)’2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kadirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır.”
AYET:(yasin.80-81)” O Allah ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder