KABİR HAYATI İLE İLGİLİ AYETLER
Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.
Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.
AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’
AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’
AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”
AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’
AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’
AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’
AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’
AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’
AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’
AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’
AYET: Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’
AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’
Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.
Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.
AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’
AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’
AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”
AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’
AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’
AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’
AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’
AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’
AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’
AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’
AYET: Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’
AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’
BU KADAR AYET OLDUĞU HALDE KABİR HAYATINI İNKAR EDENLER HALA BEN AKILLIYIM HELE HELE MÜSLÜMANIM NASIL DİYOR ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL
KABİR:(MEZAR)
Mezar, ölen kimsenin gömüldüğü yer, çoğulu kuburdur. İnsan ruh ve bedenden meydana gelen bir canlıdır. Ruhun yaratılışı bedenden öncedir. Buna göre insan hayatının devrelerini dörde ayırabiliriz.
İNSAN HAYATININ DEVRELERİ DÖRDE AYRILIR
1-) RUH DEVRESİ: Ruhların toplu yaratılmasından bedenine ruhun geçmesine kadar olan devredir. Allah(cc) ruhları toplu olarak yarattığı zaman ruhlara kendi varlığı ve birliğini şahit yapmıştır. İşte AYET: t(araf.172)''Hani Rabbin Ademoğullarından onların sulplerinden zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş ben sizin rabbiniz değil miyim? Demişti, onlarda evet rabbimizsin şahit olduk demişlerdi. İşte bu şahitlendirme Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu. dememeniz içindir.''
Sayın okurlarım daha öncede değindiğimiz gibi kıyamet gününde bir şahitte işte ruhlar alemi yaratıldığında verdiğimiz söz bize şahitlik edecektir.
Sayın okurlarım bu ayetten anlıyoruz ki yaratılan bütün ruhlar . Allah’ın varlığını ve birliğini ta galu belada yani ruhlar toplu yaratıldığı zaman kabul etmişlerdir.
Dolayısıyla doğan her çocuk islam üzere doğar ve ergenlik çağına gelinceye kadar İslam, Müslüman olduğu kabul edilir. Mesela bir şekilde yalnız başına İslam topraklarında ölen bir çocuk geldiği toplumdaki insanların dini ne olursa olsun ister hiristiyan, ister yahudi, ister ateist olsun. Geldiği toplumun inancı ne olursa olsun islam diyarında ve tek başına ölen çocuk Müslüman sayılır ve Müslüman çocuk gibi gömülür. Çünki bu çocuğun ruhu yaratıldığında iman etmiştir.
Ergenliğe erdiğinde bulunduğu toplumun dinini benimseyecektir.
Dolayısıyla halen ruhunun verdiği söz geçerlidir. Ve gerçekte de çocukların inanca karşı büyük bir merak ve ilgisi vardır.
İşte bunu bilen Türkiye’de ki İslam düşmanı uzantılar çocukların ergenlik çağına gelmeden dini bilgi almalarını engellemektedirler. Çok iyi biliyorlar ki çocuk ergenliğe erdiğinde nefsinin, şehvetinin ve şeytanın peşinden koşar. Ergenlikten önce öğrendikleri ve inandıkları ile kalır.
Çocukluğun da dinini öğrenmediyse ergenlikten sonra dinini sevmesi ve benimsemesi hemen hemen imkansızdır. İşte bizdeki laikliği ateistlik olarak algılayıp toplumu ateist yapmak isteyen İslam düşmanları var güçleri ile çalışmaktadırlar. Ama unuttukları bir şey var. onların planları varsa Allah’ın da planı var ve daima Allah’ın planı onların planlarını bozacaktır. Bakınız
AYET: (aliimran. 54)
.وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟
Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır.
Ölen kimse ister kabre defnedilsin, ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın, ister ateşte yakılsın, ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır.
Bu sorgudan muaf yalnızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocukları da Müslüman çocukları gibidir. Yani onlara da sorgu sual yoktur.
Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır.
Kabir imanlı ve Salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken Kafirler büyük bir azap içindedirler.
Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir.
Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüs hizasını geçecek kadar derinlikte olmalıdır.
Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır.
Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır.
Kabrin yerden bir iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir.
Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.
HADİS: Hz Aişe Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. ” Allah (cc) Hiristiyan ve Yahudilere lanet etsin onlar Peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (Buhari. cenaiz.916)
Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır. Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.
BERZAH ALEMİ: Berzah set, engel, perde demektir. Dini anlamı ise ölümden sonra ruhun bedenden ayrılması yani kabir alemidir. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçer.
AYET: (müminun.100)''Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler. Rabbim beni dünyaya geri gönder. Taki ben zayi ettiğim ömür mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım. Hayır onun söylediği bu söz. Hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise dirilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani ) bir engel(berzah) vardır.''
Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte cesedin ölümünden sonra berzah denilen bir alemde yaşamaktadırlar.
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki: Kabirdeki soru ve cevaptan sonra Salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir. Gelinler gibi uyuyun Gelin çok sevdikçe rahat uyur. Alla(cc) onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi mışıl mışıl derin bir uykuyla uyurlar rahat ve huzurlu olarak (tirmizi.cenaiz 70)
Bu delillerden de anlaşılıyor ki berzahtaki yaşayışta ruh bedenden ayrıdır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez. İnsan ölünce ruhu başka bir aleme gider. Orada ameline göre ya rahat yaşar. Ya da azap görür. O aleme alemi berzah denilir ki Dünya ile Kıyamet sonrasından başka bir alemdir. Yaşayışla uyku arasındaki uyku alemi nasılsa dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de aynıdır.
KABİR:(MEZAR)
Mezar, ölen kimsenin gömüldüğü yer, çoğulu kuburdur. İnsan ruh ve bedenden meydana gelen bir canlıdır. Ruhun yaratılışı bedenden öncedir. Buna göre insan hayatının devrelerini dörde ayırabiliriz.
İNSAN HAYATININ DEVRELERİ DÖRDE AYRILIR
1-) RUH DEVRESİ: Ruhların toplu yaratılmasından bedenine ruhun geçmesine kadar olan devredir. Allah(cc) ruhları toplu olarak yarattığı zaman ruhlara kendi varlığı ve birliğini şahit yapmıştır. İşte AYET: t(araf.172)''Hani Rabbin Ademoğullarından onların sulplerinden zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş ben sizin rabbiniz değil miyim? Demişti, onlarda evet rabbimizsin şahit olduk demişlerdi. İşte bu şahitlendirme Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu. dememeniz içindir.''
Sayın okurlarım daha öncede değindiğimiz gibi kıyamet gününde bir şahitte işte ruhlar alemi yaratıldığında verdiğimiz söz bize şahitlik edecektir.
Sayın okurlarım bu ayetten anlıyoruz ki yaratılan bütün ruhlar . Allah’ın varlığını ve birliğini ta galu belada yani ruhlar toplu yaratıldığı zaman kabul etmişlerdir.
Dolayısıyla doğan her çocuk islam üzere doğar ve ergenlik çağına gelinceye kadar İslam, Müslüman olduğu kabul edilir. Mesela bir şekilde yalnız başına İslam topraklarında ölen bir çocuk geldiği toplumdaki insanların dini ne olursa olsun ister hiristiyan, ister yahudi, ister ateist olsun. Geldiği toplumun inancı ne olursa olsun islam diyarında ve tek başına ölen çocuk Müslüman sayılır ve Müslüman çocuk gibi gömülür. Çünki bu çocuğun ruhu yaratıldığında iman etmiştir.
Ergenliğe erdiğinde bulunduğu toplumun dinini benimseyecektir.
Dolayısıyla halen ruhunun verdiği söz geçerlidir. Ve gerçekte de çocukların inanca karşı büyük bir merak ve ilgisi vardır.
İşte bunu bilen Türkiye’de ki İslam düşmanı uzantılar çocukların ergenlik çağına gelmeden dini bilgi almalarını engellemektedirler. Çok iyi biliyorlar ki çocuk ergenliğe erdiğinde nefsinin, şehvetinin ve şeytanın peşinden koşar. Ergenlikten önce öğrendikleri ve inandıkları ile kalır.
Çocukluğun da dinini öğrenmediyse ergenlikten sonra dinini sevmesi ve benimsemesi hemen hemen imkansızdır. İşte bizdeki laikliği ateistlik olarak algılayıp toplumu ateist yapmak isteyen İslam düşmanları var güçleri ile çalışmaktadırlar. Ama unuttukları bir şey var. onların planları varsa Allah’ın da planı var ve daima Allah’ın planı onların planlarını bozacaktır. Bakınız
AYET: (aliimran. 54)
.وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟
Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır.
Ölen kimse ister kabre defnedilsin, ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın, ister ateşte yakılsın, ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır.
Bu sorgudan muaf yalnızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocukları da Müslüman çocukları gibidir. Yani onlara da sorgu sual yoktur.
Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır.
Kabir imanlı ve Salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken Kafirler büyük bir azap içindedirler.
Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir.
Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüs hizasını geçecek kadar derinlikte olmalıdır.
Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır.
Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır.
Kabrin yerden bir iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir.
Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.
HADİS: Hz Aişe Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. ” Allah (cc) Hiristiyan ve Yahudilere lanet etsin onlar Peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (Buhari. cenaiz.916)
Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır. Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.
BERZAH ALEMİ: Berzah set, engel, perde demektir. Dini anlamı ise ölümden sonra ruhun bedenden ayrılması yani kabir alemidir. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçer.
AYET: (müminun.100)''Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler. Rabbim beni dünyaya geri gönder. Taki ben zayi ettiğim ömür mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım. Hayır onun söylediği bu söz. Hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise dirilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani ) bir engel(berzah) vardır.''
Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte cesedin ölümünden sonra berzah denilen bir alemde yaşamaktadırlar.
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki: Kabirdeki soru ve cevaptan sonra Salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir. Gelinler gibi uyuyun Gelin çok sevdikçe rahat uyur. Alla(cc) onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi mışıl mışıl derin bir uykuyla uyurlar rahat ve huzurlu olarak (tirmizi.cenaiz 70)
Bu delillerden de anlaşılıyor ki berzahtaki yaşayışta ruh bedenden ayrıdır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez. İnsan ölünce ruhu başka bir aleme gider. Orada ameline göre ya rahat yaşar. Ya da azap görür. O aleme alemi berzah denilir ki Dünya ile Kıyamet sonrasından başka bir alemdir. Yaşayışla uyku arasındaki uyku alemi nasılsa dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de aynıdır.
Kur'ân Açısından Berzah
Kur'ân-ı Kerim'de, üç yerde "berzah" kelimesi geçer. Bunlardan ikisinde (Furkan: 53 ve Rahman: 20) bu kelime, denizdeki tatlı ve tuzlu su arasında "perdeleyen ve engelleyen sınır" anlamındadır ve iki tür suyun birbirine karışmasını engellemektedir.
Fakat bir yerde (Mü’minûn: 100. âyette) berzah âlemini ifade etmektedir ve açıkça şöyle buyurulmaktadır:
"Onların önlerinde, diriltilip güne kadar bir berzah vardır."
Diyebiliriz ki; bu ayet ve birçok hadiste geçen berzah kelimesi, ölümden sonra, kıyamet gününe kadar olan berzah âlemi'ni ifade etmektedir.
Yukarıda zikredilen ayete ilave olarak Kur'ân-ı Kerim'de, berzah âlemiyle ilgili birçok ayet de vardır. Açıkça veya işaret yoluyla berzah âleminden söz edilmiştir. Burada birkaç ayeti zikredelim: Bir kısmı, salih kulların berzah âlemindeki mükâfatlarının beyanı hakkında, bir kısmı ise salih olmayanların berzah âlemindeki azapları hakkında açıklık getirmektedir.
1. Ayet:
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Aksine onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar. Allah’ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlar arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir." [7]
Bu ayetin bir benzeri de Bakara: 154’te zikredilmiştir.
2. Ayet:
(Âl-i Yasin’in mümini Habib-i Neccar zalimlerin eliyle şehadete eriştiğinde Allah tarafından) Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bilseydi" dedi. "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."
3. Ayet:
"Ateş; sabah-akşam, ona sunulurlar. Kıyamet saatinin kopacağı gün; Firavun'un etrafındakileri, azabın en şiddetli olanına sokun, (denecek)."
Firavunun sunulduğu sabah ve akşam azabı, onların berzah azabıdır.
Nuh: 25’de ve Mümin: 11’de de berzah âlemi söz konusu edilmiştir.
4. Ayet:
"Sizden birinize ölüm gelip de: 'Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen, ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam' demezden önce, size rızk olarak verdiklerimizden infak edin." [10]
Bu ayette de kıyametten önce ve ölümden sonraki âleme, yani berzah âlemine işaret edilmiştir. Günahkârlar, (bu dünyaya) dönüp telafi etmeyi temenni ederler. Onlara cevap olarak, dönüşün olamayacağı bildirilmektedir. Bu ayetin devamında ve Müminun: 100. ayetinde de bu cevap zikredilmiştir.
Çok sayıdaki bu ayetlere ilave olarak; Kur'ân-ı Kerim'de ölüm hakkında “teveffi” (yani ruhun alınması ve tutulması, ölüm değil) tabiri olarak kullanmıştır.
Örnek olarak Zümer Sûresi 42. ayette şöyle geçer: "Allah canları ölüm anında alır." Bu tabir de cismin ölümünden sonra insan ruhunun canlı oluşunu beyan etmektedir.
5. Ayet:
"Bunlar (Nuh’un (a.s) günahkâr kavmi), hataları dolayısıyla suda boğuldular. Sonra ateşe sokuldular. O vakit Allah’ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar."
Bu ayetten de anlaşıldığı gibi Nuh’un (a.s) günahkâr kavmi, boğulduktan hemen sonra aralıksız cehennem ateşine girmişlerdir. Açıktır ki henüz kıyamet gününün cehennemi oluşmamıştır. Buna göre bu cehennemden maksat, berzah âleminin cehennemidir.Berzah alemindekilerin de kendilerine göre bir hayatı vardır, lezzetleri, elemleri, ferah ve sevinçleri hisseder. Fakat henüz madde aleminde bulunanlar, ruhun bedenden sonraki hayatını ve orada kişinin neler hissettiğini, nelerle karşılaşacağını normal duyularıyla hissedip bilemez. Bu hususu, ancak ilahi gerçeklere vakıf olan Peygambermiz (asm)'den öğreniriz.
Mümin ruhların berzah aleminde birbirleriyle görüştüklerini Peygamberimizin (asm) hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Onlar için yapılan dua ve manevi hediyelerin kimlerden geldiğini bilebilirler.
Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.
"Berzah alemindeki yaşayış nasıldır?" sorusunun cevabında Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der:
"Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır.
Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki, iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır.
İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır.
Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır.
Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I/34-36).
Nesefi'nin "Bahrü'l-Kelâm"ında şöyle denilmiştir:
"Ruhlar dört guruptur:
Peygamberlerin ruhları ki, cesedinden çıkar, misk ve kâfur gibi güzel kokulu cesedinin şekline girer. Cennette olur. Yer içer faydalanır, geceleyin de Arşa asılı kandillerin içinde barınır.
Şehidlerin ruhları ki, cesedlerinden çıkar, cennette yeşil kuşlar içinde olurlar, yer, içer, faydalanır ve geceleyin Arşa asılı kandillerin içinde olur.
Müminlerden ehl-i itaat olan ruhlar ki, cennet etrafında olurlar. Yemez, içmez, faydalanmazlar, fakat cennete bakmakla istifade ederler.
Müminlerden ehl-i isyan ruhları ise gökte ve yerde, havada olurlar. Kâfirlerin ruhları ise onlar, Siccinde yerin yedinci katının dibinde siyah kuşlar içindedirler. Cesedleriyle ilişkileri vardır. Güneş gökte iken ışığı yerde olduğu gibi...
Kur'ân-ı Kerim'de, üç yerde "berzah" kelimesi geçer. Bunlardan ikisinde (Furkan: 53 ve Rahman: 20) bu kelime, denizdeki tatlı ve tuzlu su arasında "perdeleyen ve engelleyen sınır" anlamındadır ve iki tür suyun birbirine karışmasını engellemektedir.
Fakat bir yerde (Mü’minûn: 100. âyette) berzah âlemini ifade etmektedir ve açıkça şöyle buyurulmaktadır:
"Onların önlerinde, diriltilip güne kadar bir berzah vardır."
Diyebiliriz ki; bu ayet ve birçok hadiste geçen berzah kelimesi, ölümden sonra, kıyamet gününe kadar olan berzah âlemi'ni ifade etmektedir.
Yukarıda zikredilen ayete ilave olarak Kur'ân-ı Kerim'de, berzah âlemiyle ilgili birçok ayet de vardır. Açıkça veya işaret yoluyla berzah âleminden söz edilmiştir. Burada birkaç ayeti zikredelim: Bir kısmı, salih kulların berzah âlemindeki mükâfatlarının beyanı hakkında, bir kısmı ise salih olmayanların berzah âlemindeki azapları hakkında açıklık getirmektedir.
1. Ayet:
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Aksine onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar. Allah’ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlar arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir." [7]
Bu ayetin bir benzeri de Bakara: 154’te zikredilmiştir.
2. Ayet:
(Âl-i Yasin’in mümini Habib-i Neccar zalimlerin eliyle şehadete eriştiğinde Allah tarafından) Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bilseydi" dedi. "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."
3. Ayet:
"Ateş; sabah-akşam, ona sunulurlar. Kıyamet saatinin kopacağı gün; Firavun'un etrafındakileri, azabın en şiddetli olanına sokun, (denecek)."
Firavunun sunulduğu sabah ve akşam azabı, onların berzah azabıdır.
Nuh: 25’de ve Mümin: 11’de de berzah âlemi söz konusu edilmiştir.
4. Ayet:
"Sizden birinize ölüm gelip de: 'Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen, ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam' demezden önce, size rızk olarak verdiklerimizden infak edin." [10]
Bu ayette de kıyametten önce ve ölümden sonraki âleme, yani berzah âlemine işaret edilmiştir. Günahkârlar, (bu dünyaya) dönüp telafi etmeyi temenni ederler. Onlara cevap olarak, dönüşün olamayacağı bildirilmektedir. Bu ayetin devamında ve Müminun: 100. ayetinde de bu cevap zikredilmiştir.
Çok sayıdaki bu ayetlere ilave olarak; Kur'ân-ı Kerim'de ölüm hakkında “teveffi” (yani ruhun alınması ve tutulması, ölüm değil) tabiri olarak kullanmıştır.
Örnek olarak Zümer Sûresi 42. ayette şöyle geçer: "Allah canları ölüm anında alır." Bu tabir de cismin ölümünden sonra insan ruhunun canlı oluşunu beyan etmektedir.
5. Ayet:
"Bunlar (Nuh’un (a.s) günahkâr kavmi), hataları dolayısıyla suda boğuldular. Sonra ateşe sokuldular. O vakit Allah’ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar."
Bu ayetten de anlaşıldığı gibi Nuh’un (a.s) günahkâr kavmi, boğulduktan hemen sonra aralıksız cehennem ateşine girmişlerdir. Açıktır ki henüz kıyamet gününün cehennemi oluşmamıştır. Buna göre bu cehennemden maksat, berzah âleminin cehennemidir.Berzah alemindekilerin de kendilerine göre bir hayatı vardır, lezzetleri, elemleri, ferah ve sevinçleri hisseder. Fakat henüz madde aleminde bulunanlar, ruhun bedenden sonraki hayatını ve orada kişinin neler hissettiğini, nelerle karşılaşacağını normal duyularıyla hissedip bilemez. Bu hususu, ancak ilahi gerçeklere vakıf olan Peygambermiz (asm)'den öğreniriz.
Mümin ruhların berzah aleminde birbirleriyle görüştüklerini Peygamberimizin (asm) hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Onlar için yapılan dua ve manevi hediyelerin kimlerden geldiğini bilebilirler.
Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.
"Berzah alemindeki yaşayış nasıldır?" sorusunun cevabında Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der:
"Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır.
Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki, iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır.
İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır.
Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır.
Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I/34-36).
Nesefi'nin "Bahrü'l-Kelâm"ında şöyle denilmiştir:
"Ruhlar dört guruptur:
Peygamberlerin ruhları ki, cesedinden çıkar, misk ve kâfur gibi güzel kokulu cesedinin şekline girer. Cennette olur. Yer içer faydalanır, geceleyin de Arşa asılı kandillerin içinde barınır.
Şehidlerin ruhları ki, cesedlerinden çıkar, cennette yeşil kuşlar içinde olurlar, yer, içer, faydalanır ve geceleyin Arşa asılı kandillerin içinde olur.
Müminlerden ehl-i itaat olan ruhlar ki, cennet etrafında olurlar. Yemez, içmez, faydalanmazlar, fakat cennete bakmakla istifade ederler.
Müminlerden ehl-i isyan ruhları ise gökte ve yerde, havada olurlar. Kâfirlerin ruhları ise onlar, Siccinde yerin yedinci katının dibinde siyah kuşlar içindedirler. Cesedleriyle ilişkileri vardır. Güneş gökte iken ışığı yerde olduğu gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder