KABİR HAYATI (ALEMİ BERZAH)
Kıymetli okuyucular kabir hayatını inkar edenlere kapak olsun diye kabirle ilgili ayetlerden bazılarını paylaşmayı uygun gördüm. Bu konuda yüzlerce hadis-i şerif olduğu halde yazının uzamamsı için hadis koymadım.
Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.
Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.
AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’
AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’
AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”
AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’
AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’
AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’
AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’
AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’
AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’
AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’
AYET:Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’
AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’
BU KADAR AYET OLDUĞU HALDE KABİR HAYATINI İNKAR EDENLER HALA BEN MÜSLÜMANIM NASIL DİYOR ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
Sayfalar
- Ana Sayfa
- ECEL
- KALU BELA:
- KABİRDEN KALKIŞ RUHLA VE BEDENLE BİRLİKTE OLACAKTIR
- MÜSLÜMAN KABİRDE CENNET BAHÇESİNDEDİR
- MÜSLÜMAN ÖLÜRKEN ACI ÇEKMEZ
- KABİR ZİYARETİ ADABI
- ÖLÜYE KURAN OKUNURMU
- KİRAMEN KATİBİN MELEKLERİ
- MAHŞERDE 11 ŞAHİT
- SIRAT KÖPRÜSÜ
- MELEKLERE İMAN ETMEK
- KÜÇÜK KIYAMET ALAMETLERİ
- YECÜC MECÜC
- MEHDİ.
- HZ. İSA ÖLDÜRÜLMEMİŞTİR
- GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU
- CEHENNEM
- DUMAN:(DUHAN)
- DECCAL
- KIYAMETE YAKIN İSLAM ZAFERE ULAŞACAKTIR
19 Eylül 2022 Pazartesi
MEYYİT
MEYYİT:
Ölü ,ölmüş insan anlamındadır. meyyit henüz yıkanıp temizlenmeden önce yatakta serilmiş olan ölüyü ifade eder. Cenaze ise yıkanıp kefenlenmiş tabutla götürülen naaşı ifade eder. Cenaze ölüm anından defin anına kadar yapılan cenaze merasimini ifade eder. Dinimizde ölüye karşı dirilerin bazı görevleri vardır.Bu görevlerin yapılmasını Resullah teşvik etmişlerdir. Bu konularla ilgili olarak birçok Hadisi şerif vardır. Bir insan ölünce gözleri kapatılır.Çenesi bağlanır.elbise ve içi çamaşırları çıkarılarak bir tahta veya teneşir üzerine yatırılır.Üzerine bir örtü çekilir.Şişmemesi için üzerine demir parçası konur.Elleri yan tarafa indirilir.ölünün yanında güzel kokulu birşey bulundurulur.Sonra yıkanıp kefenlenir. Cenaze namazı kılındıktan sonra kabre defnedilir. Cenaze yıkanmadıkça bulunduğu yerde Kuran-ı kerim okunmaz.Cünüp olanın ay hali görmekte bulunan veya lohusa olan kadının cenazenin yanında bulunması doğru değildir.
HADİS:''peygamberimiz (sav) ölüm ve benzeri bir felaketle karşılaşan kişilerin sabretmelerini dua ile Allaha sığınmalarını tavsiye etmiş ve şu ayeti okuyunuz demiştir.
AYET:(bakara.156)''(ellezine iza esabethum musibetungalu innalillahi veinnaileyhi raciğun)''O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman . Biz Allahın kullarıyız ve biz ona döndürüleceğiz derler.''
HADİS: işte Peygamberimiz bu ayeti okurdu ve bizede okumamızı tavsiye ederdi.(buhari.cenaiz.162)
HADİS: Ölünün yüzünün açılması ve öpülmesi caizdir. Nitekim hz. ebu bekir peygamberimizin cenazesini öpmüş ve ağlamıştır.(Buhari cenaiz.12)
İslamın yasakladığı ve islmdan önce çok revaçta olan bağırıp çağırarak Allaha karşı yakışıksız sözler söyleyerek. saçını başını yolarak ağlamaktır.(şevkani neybül evtar.
4)Ölüye karşı yapılması gereken görevlerden biriside onu yıkamak ve kefenlemektir.Çünkü Resulullah (sav) Ölülerin yıkanmasını ve kefenlenmesini emretmiştir. Ve yıkamanın ve kefenlemenin nasıl yapılacağını ayrıntısı ile anlatmıştır. Müçtehitler ölünün yıkanmasının ve kefenlenmesinin farzı kifaye olduğunda ittifak etmişlerdir.
HADİS: Ölünün borçlarını cenaze namazından önce ödemek sünnettir.(ibni kudame el muğni .2.337 şevkani 4.23-26)
HADİS. Ölülerin cenaze namazını kılmakta ittifakla farzı kifaye olduğu kabul edilmiştir. Namaz kılındıktan sonra onu mezara kadar taşımak görevdir.Cenazeye katılmanında 3 derecesi vardır.Bunların birisini yapan görevini yerine getirmiş olur.Ancak üçünü birden yapmak çok büyük sevaptır.Bu dereceler şunlardır.
1-Cenaze namazını kılıp ayrılmak
2- Cenaze namazına ve defnedilinceye kadar olan hizmetler katılmak
3- Definden sonrada kabrin başında bir süre bekleyip dua ve istğfar ile meşgul olmak (ibni kydame el muğni 2. 353)
Cenaze merasimine katılanların ,ölümü ,ahireti ,ve Allahın yüceliğini düşünmeleri sukuneti muhafaza etmeleri dünyevi meseleleri konuşmamaları ,gülmemeleri,bu edebin icabıdır.(İbni kudame.2.354) Cenazeyi görünce ayağa kalkma meselesine gelince lehte ve aleyhte hadisler vardır.Buna göre kalkmak meşrudur. İyi olur denilebilir.((ayni ümtadül kari 4-118)
HADİS: ''Son sözü lailahe illalah olan cennete girer(müslim. cenaiz 1-2)''
ÖLÜM ANI
ÖLÜM ANI
Sayın okurlarım ölü kabre girip herkes çekilip tek başına kalınca dirilecek hatta kafası tahtaya vuracak korkudan tekrar ölecek gibi efsaneler var baştanda söylediğim gibi ölü ve kabir üzerine çok efsane var. çok israiliyat var. Bir kere ikinci diriliş kabirde değil mahşerde olacaktır.İlerde bu konu işlenecektir. Şöyle anlatılsa doğru olabilir. Ölen kişi öldükten sonra başkası ölmüş gibi kendini izler. Ölenin kendisi olduğunu bir türlü kabullenemez. Babasını,annesini, kardeşini, ve bir çok yakınını kaybeden birisi olarak biliyorum ki Yakını ölenler de aynı psikoloji içindedir yani gözünün önünde yakını defnedilirken bir türlü kabullenemez. Psikolojik bir olaydır. bu belkide şok dedikleri olay budur.Zaman sonra yakınınızı kaybettiğinizi kabullenmeye başlarsınız. İşte ölen bir kimse de kendisinin öldüğünü zaman sonra mesela münker ve nekir sual sormaya başlayınca farkına varabilir. böyle söylense mantıklı olabilir ama ölü kabre girdiğin de dirilecek hatta kalkmaya çalışacak kafası tahtaya vuracak demek saçmalıktır. Adam yandı kül olduysa kafasını nereye vuracak, denizin dibindeyse kafasını nereye vuracak öyle değilmi.?Sayın okuyucularım insanın 3 türlü haytı vardır
.1-dünya hayatı
2-Kabir(berzah)hayatı
3-Ahiret hayatı Kainatta bulunan herşey yok olacaktır herkes ecel zamanı geldiğinde ölecektir. Bu zamanı geri veya ileri almak mümkün olmayacaktır. işte ayet
AYET: (Nahl.61)''(feiza cae eceluhum layeste2hirune sağeten velayestgtimun)''Ecelleri geldiği zaman ise onlar ne bir an geri kalabilriler nede öne geçebilirler.''
Bu ayettende açıkça görüleceği gibi ecel geldiği zaman bunu geciktirmek mümkün değildir.Dünyanın bütün doktarları bir araya gelseler.Bir insanın ölümünü bir saniye dahi geciktiremezler. Efendim doktora gitseydi ölmeyecekti Büyük hastanede bakılsa ölmeyecekti amliyat olsa ölmeyecekti,bütün bunlar boş bir kuruntudan ibarettir. Atasözünde söylendiği gibi ecel gelmiş baş ağrısı bahane. Bu demek değildirki hasta olanı ölüme terkedelim hastaneye götürmeyelim ilaç vermeyelim elbette elimizden geleni yapacağız ancak biz elimizden geldiğini yaptıktan sonra Allaha havale edeceğiz bunu demek istiyoruz. Eğer ölümü geciktirmek mümkün olsaydı tarihteki bunca krallar bunca peygamberler. ölmezlerdi Ve ölüm kötü birşey olsa idi Allah(cc) en çok sevdiği kulunu 63 yaşında yanına almazdı demekki ölüm çok kötü bir şey değil. Herkesin ne zaman ve nerede öleceği levhi mahfuz da yazılmıştır. ve asla değişmez.
Sayın okurlarım ölüm anında herkes aynı şekildemi can verecektir. ençok merak edilen soru budur. ölüm anında azrail müslüman olanların canını çok kolay bir şekilde alacak kafirlerin ise canını ona eziyet ede ede alacaktır. işte ayetler.
AYET: (naziat.2)''(vennaziati neşta)''Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.''
bu ayet nazil olunca sahabiler ya resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyorda insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.
HADİS;Aradığınız cevap yusuf suresindedir.Bu surede emirin kölesi olan hz. yusufun güzelliğine Emirin karısı züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyhanın arkadaşı olan kadınlar Züleyhanın dedikodusunu yapıyor. koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine züleyha bu kadınları çay partisine çağırır. her birinin eline bire elme ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister.Kadınlar tam elmaları soyarken. hz yusufu karşılarına çıkarır. Hz yusufun o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında herşeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirlerki elmayı soyalım derken ellerinibıçkla keserlerde farkına varmazlar. işte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracakki ölüm acısını hissemiyecek canının çıktığının farkına bile varamıyacaktır.''
Sayın okurlarım ölü kabre girip herkes çekilip tek başına kalınca dirilecek hatta kafası tahtaya vuracak korkudan tekrar ölecek gibi efsaneler var baştanda söylediğim gibi ölü ve kabir üzerine çok efsane var. çok israiliyat var. Bir kere ikinci diriliş kabirde değil mahşerde olacaktır.İlerde bu konu işlenecektir. Şöyle anlatılsa doğru olabilir. Ölen kişi öldükten sonra başkası ölmüş gibi kendini izler. Ölenin kendisi olduğunu bir türlü kabullenemez. Babasını,annesini, kardeşini, ve bir çok yakınını kaybeden birisi olarak biliyorum ki Yakını ölenler de aynı psikoloji içindedir yani gözünün önünde yakını defnedilirken bir türlü kabullenemez. Psikolojik bir olaydır. bu belkide şok dedikleri olay budur.Zaman sonra yakınınızı kaybettiğinizi kabullenmeye başlarsınız. İşte ölen bir kimse de kendisinin öldüğünü zaman sonra mesela münker ve nekir sual sormaya başlayınca farkına varabilir. böyle söylense mantıklı olabilir ama ölü kabre girdiğin de dirilecek hatta kalkmaya çalışacak kafası tahtaya vuracak demek saçmalıktır. Adam yandı kül olduysa kafasını nereye vuracak, denizin dibindeyse kafasını nereye vuracak öyle değilmi.?Sayın okuyucularım insanın 3 türlü haytı vardır
.1-dünya hayatı
2-Kabir(berzah)hayatı
3-Ahiret hayatı Kainatta bulunan herşey yok olacaktır herkes ecel zamanı geldiğinde ölecektir. Bu zamanı geri veya ileri almak mümkün olmayacaktır. işte ayet
AYET: (Nahl.61)''(feiza cae eceluhum layeste2hirune sağeten velayestgtimun)''Ecelleri geldiği zaman ise onlar ne bir an geri kalabilriler nede öne geçebilirler.''
Bu ayettende açıkça görüleceği gibi ecel geldiği zaman bunu geciktirmek mümkün değildir.Dünyanın bütün doktarları bir araya gelseler.Bir insanın ölümünü bir saniye dahi geciktiremezler. Efendim doktora gitseydi ölmeyecekti Büyük hastanede bakılsa ölmeyecekti amliyat olsa ölmeyecekti,bütün bunlar boş bir kuruntudan ibarettir. Atasözünde söylendiği gibi ecel gelmiş baş ağrısı bahane. Bu demek değildirki hasta olanı ölüme terkedelim hastaneye götürmeyelim ilaç vermeyelim elbette elimizden geleni yapacağız ancak biz elimizden geldiğini yaptıktan sonra Allaha havale edeceğiz bunu demek istiyoruz. Eğer ölümü geciktirmek mümkün olsaydı tarihteki bunca krallar bunca peygamberler. ölmezlerdi Ve ölüm kötü birşey olsa idi Allah(cc) en çok sevdiği kulunu 63 yaşında yanına almazdı demekki ölüm çok kötü bir şey değil. Herkesin ne zaman ve nerede öleceği levhi mahfuz da yazılmıştır. ve asla değişmez.
Sayın okurlarım ölüm anında herkes aynı şekildemi can verecektir. ençok merak edilen soru budur. ölüm anında azrail müslüman olanların canını çok kolay bir şekilde alacak kafirlerin ise canını ona eziyet ede ede alacaktır. işte ayetler.
AYET: (naziat.2)''(vennaziati neşta)''Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.''
bu ayet nazil olunca sahabiler ya resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyorda insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.
HADİS;Aradığınız cevap yusuf suresindedir.Bu surede emirin kölesi olan hz. yusufun güzelliğine Emirin karısı züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyhanın arkadaşı olan kadınlar Züleyhanın dedikodusunu yapıyor. koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine züleyha bu kadınları çay partisine çağırır. her birinin eline bire elme ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister.Kadınlar tam elmaları soyarken. hz yusufu karşılarına çıkarır. Hz yusufun o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında herşeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirlerki elmayı soyalım derken ellerinibıçkla keserlerde farkına varmazlar. işte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracakki ölüm acısını hissemiyecek canının çıktığının farkına bile varamıyacaktır.''
AHİRET ALEMİ
DÜNYA HAYATI: İnsanın ikinci durağı dünyadır. Doğumla başlar.Ölümle son bulur. Dünya hayatının amacı kimin nasıl fiil ve hareketlerde bulunacağını denemek. sonuçları tesbit etmektir.
3-KABİR HAYATI: İnsanın üçüncü durağı kabirdir. ölümle başlar kıyamete kadar devam eder.
4-AHİRET ALEMİ: Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır.Ölen kimse ister kabre defnedilsin ,ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın ,ister ateşte yakılsın,ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır. Bu sorgudan muaf yanlızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocuklarıda müslüman çocukları gibidir.Yani onlarada sorgu sual yoktur. Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır.Kabir imanlı ve salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur. Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken kafirler büyük bir azap içindedirler.Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüshizasını geçeçek kadar derinlikte olmalıdır. Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır.Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır.Kabrin yerden bi iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir.Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.
HADİS:Hz aişe resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. '' Allah (cc) hiristiyan ve yahudilere lanet etsin onlar peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (ba-uhari. cenaiz.916) Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır.Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.
3-KABİR HAYATI: İnsanın üçüncü durağı kabirdir. ölümle başlar kıyamete kadar devam eder.
4-AHİRET ALEMİ: Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır.Ölen kimse ister kabre defnedilsin ,ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın ,ister ateşte yakılsın,ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır. Bu sorgudan muaf yanlızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocuklarıda müslüman çocukları gibidir.Yani onlarada sorgu sual yoktur. Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır.Kabir imanlı ve salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur. Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken kafirler büyük bir azap içindedirler.Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüshizasını geçeçek kadar derinlikte olmalıdır. Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır.Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır.Kabrin yerden bi iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir.Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.
HADİS:Hz aişe resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. '' Allah (cc) hiristiyan ve yahudilere lanet etsin onlar peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (ba-uhari. cenaiz.916) Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır.Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.
KABRİSTAN
KABRİSTAN:
Mezarlık , ölülerin toprağa verildiği saha İslam dini hayatında olduğu gibi öldüklerinde de insana gereken değeri vermiş ve saygı göstermiş; öldüğü andan itibaren ona yapılacak muameleyi belirlemiştir.Toprağa defnedilen insanın en uzun süre kalacağı yerdir kabristan. O nedenle kabristanın düzenli ve tertipli yapılması temiz tutulması ve yeşillendirilmesi hayatta bulunan insanların ölülere karşı bir vafa borcu olarak görür. Kabristana çelenk getirilmesi kabirlerin üzerine koyulması hiristiyan alemine benzemek olduğundan mekruhtur. Doğrusu canlı çiçek getirip kabrin üzerine dikmektir. Kabristanlık ağaçlık yeşillik ve çiçeklerle donatılmalıdır. Çünkü daha öncede belirttiğimiz gibi yeşillikler Allahı zikretmektedir o nedenle yaş ağaç ve yeşillikleri kesmek koparmak günahtır. Ancak kurumuş ağaçları kesmekte ve kurumuş otları temizlemekte bir mahzur yoktur. Zaruret halinde kabirlerin yerini değiştirmek caizdir. ancak keyfi olarak cesedin çıkarılması,kabirlerin aşırı süslenmesi,orada mum yakılması,kandil yakılması yasaklanmıştır. Kabirleri ziyaret çok güzeldir özelliklede cuma günleri kabirler ziyaret edilmelidir.
Mezarlık , ölülerin toprağa verildiği saha İslam dini hayatında olduğu gibi öldüklerinde de insana gereken değeri vermiş ve saygı göstermiş; öldüğü andan itibaren ona yapılacak muameleyi belirlemiştir.Toprağa defnedilen insanın en uzun süre kalacağı yerdir kabristan. O nedenle kabristanın düzenli ve tertipli yapılması temiz tutulması ve yeşillendirilmesi hayatta bulunan insanların ölülere karşı bir vafa borcu olarak görür. Kabristana çelenk getirilmesi kabirlerin üzerine koyulması hiristiyan alemine benzemek olduğundan mekruhtur. Doğrusu canlı çiçek getirip kabrin üzerine dikmektir. Kabristanlık ağaçlık yeşillik ve çiçeklerle donatılmalıdır. Çünkü daha öncede belirttiğimiz gibi yeşillikler Allahı zikretmektedir o nedenle yaş ağaç ve yeşillikleri kesmek koparmak günahtır. Ancak kurumuş ağaçları kesmekte ve kurumuş otları temizlemekte bir mahzur yoktur. Zaruret halinde kabirlerin yerini değiştirmek caizdir. ancak keyfi olarak cesedin çıkarılması,kabirlerin aşırı süslenmesi,orada mum yakılması,kandil yakılması yasaklanmıştır. Kabirleri ziyaret çok güzeldir özelliklede cuma günleri kabirler ziyaret edilmelidir.
KABİRLERDEN KALKIŞ:
KABİRLERDEN KALKIŞ:
''Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin analatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hemde ruhla birlikte olacaktır.İşte ayet(nisa.56)''Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar. onları muhakkaki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz.Şüphesizki Alla(cc) mutlak galiptir.Yegane hüküm sahibidir.buyrulur.Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir.Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte ayet(yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi .Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir'' Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin .ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değilmidir. Kaldıki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.(rum.28)'' Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olen odur. bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en en yüce sıfatlar onundur.'(Kaf.15)''Biz ilk yaratmadan acizmi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.''(hac.6-7)'2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çifttten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir.Şüphesiz hakkıyla kadirdir.O saat elbette gelecektir.Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri,de diriltip kaldıracaktır.''(yasin.80-81)'' O Allahki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptıda şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmezmi?.Elbette buna gücü yeter.''
''Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin analatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hemde ruhla birlikte olacaktır.İşte ayet(nisa.56)''Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar. onları muhakkaki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz.Şüphesizki Alla(cc) mutlak galiptir.Yegane hüküm sahibidir.buyrulur.Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir.Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte ayet(yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi .Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir'' Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin .ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değilmidir. Kaldıki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.(rum.28)'' Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olen odur. bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en en yüce sıfatlar onundur.'(Kaf.15)''Biz ilk yaratmadan acizmi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.''(hac.6-7)'2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çifttten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir.Şüphesiz hakkıyla kadirdir.O saat elbette gelecektir.Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri,de diriltip kaldıracaktır.''(yasin.80-81)'' O Allahki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptıda şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmezmi?.Elbette buna gücü yeter.''
SURA ÜFÜRÜŞ
SURA ÜFÜRÜŞ
Sayın okurlarım Kuran-ı kerimde ikinci defa sura üfleme ile meydana gelecek gelişmeler. şöyle açıklanır. Sura ilk defa üfürüldüğünde Kıyamet kopacaktır. Yani bu ilk üfürme dünyayı sona erdirecektir. İşte ayet.(zümer.68)''sura üfürülünce Allahın dilediğinden başka göklerde ne var yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düşer. ''İsrafilin sura ikinci defa üflemesi ile insanlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşa koşa giderler. İşte ayetler.(yasin.51)''Sura üfürülmüştür. Birde görürsünki onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşup gidiyorlar.''(zümer .68)'' Sonra ona(sura bir daha üflenecek) üflenecek görürsünki ölüler dirilip ayakta bakınıp duruyorlar.''İsrafilin sura iki kez üflemesi arasında geçeçek süre kesin olarak bilinmemektedir. Çünkü ebu hureyre (ra) dan rivayet edilen HADİS:Sura iki defa üfleme olayı arasında kırk zaman vardır. buyurmuştur. Orada bulunanlar hadisi nakleden Ebu hureyreye Kırk günmü?,kırk aymı?,kırk yılmı? diye sormuşlar. Oda bilmiyorum demiştir.''(müslim.fiten.88-ebu davut .sümre.22)
Ölülerin nasıl dirildiğini merak eden ibrahim (as) a ve bütün insanlığa Allah(cc) şöyle cevap vermiştir.(bakara.260)''Bir vakitte ibrahim ölüleri nasıl diriltirsin bana göster demişti.Allah ona inanamadınmı buyurmuştu. Oda hayır inandım fakat kalbim yatışsın istiyorum demişti. (Allah) dediki Dört kuş tut onları kendine alıştır.Sonra parçalayıp her parçasını dağın üzerine bırak. Sonrada onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir.Bilki Allah herşeye üstün yegane hikmet sahibidir.''
(bakara.9)'' Ey rabbimiz şüphesiz sen geleceğinde şüphe olmayan bu günde insanları toplayacaksın şüphesizki Allah vaadinden dönmez derler.''
AHİRETE İMAN:Son ve sonra anlamına gelen Arapça bir kelime olan Ahiret ahir kelimesinin müennes şeklidir. Evvel kelimesinin ziddı olarak kullanılır.İslamda öbür dünya manasında kullnılmaktadır.Allahu teale içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerindeki bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır.Birgün dünya ve ahiretteki bütün insanlar. canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır. Dağlar,taşlar,yerler ,gökler,parçalanacaktır. Bakınız(karia4-5)Allahtan başka tüm alem yok olacaktır.(rahman.27)Bu hadiselerin meydana geldiği günü Kuran zelzele saati(hacc.2)Kıyamet günü.(kıyame.1)diye adlandırır. Kıyamet gününden sonra Allahın taktir ettiği bir zamanda insanlar yeniden hayat bulacak kabirlerinden kaldırılacak ve mahşer denilen düz bir sahada(hicr.25) hesabı süratle gören Allahın (ali imran.19) huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını(hakka-19-37)vermek üzere toplanacaklardır. (casiye.26) Hesapların görülmesinden sonra bir kısım insanlar iyilikleri nedeniyle Cennete diğerleri ise Cehenneme gireceklerdir.
Ölülerin nasıl dirildiğini merak eden ibrahim (as) a ve bütün insanlığa Allah(cc) şöyle cevap vermiştir.(bakara.260)''Bir vakitte ibrahim ölüleri nasıl diriltirsin bana göster demişti.Allah ona inanamadınmı buyurmuştu. Oda hayır inandım fakat kalbim yatışsın istiyorum demişti. (Allah) dediki Dört kuş tut onları kendine alıştır.Sonra parçalayıp her parçasını dağın üzerine bırak. Sonrada onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir.Bilki Allah herşeye üstün yegane hikmet sahibidir.''
(bakara.9)'' Ey rabbimiz şüphesiz sen geleceğinde şüphe olmayan bu günde insanları toplayacaksın şüphesizki Allah vaadinden dönmez derler.''
AHİRETE İMAN:Son ve sonra anlamına gelen Arapça bir kelime olan Ahiret ahir kelimesinin müennes şeklidir. Evvel kelimesinin ziddı olarak kullanılır.İslamda öbür dünya manasında kullnılmaktadır.Allahu teale içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerindeki bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır.Birgün dünya ve ahiretteki bütün insanlar. canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır. Dağlar,taşlar,yerler ,gökler,parçalanacaktır. Bakınız(karia4-5)Allahtan başka tüm alem yok olacaktır.(rahman.27)Bu hadiselerin meydana geldiği günü Kuran zelzele saati(hacc.2)Kıyamet günü.(kıyame.1)diye adlandırır. Kıyamet gününden sonra Allahın taktir ettiği bir zamanda insanlar yeniden hayat bulacak kabirlerinden kaldırılacak ve mahşer denilen düz bir sahada(hicr.25) hesabı süratle gören Allahın (ali imran.19) huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını(hakka-19-37)vermek üzere toplanacaklardır. (casiye.26) Hesapların görülmesinden sonra bir kısım insanlar iyilikleri nedeniyle Cennete diğerleri ise Cehenneme gireceklerdir.
MÜNKER VE NEKİR
(MÜNKER VE NEKİR)
İşte bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaran bitmez tükenmez.bir halde devam edecek olan aleme Ahiret alemi denir.En son ve en mükemmel din olan islama göre (maide.3) meydana geleceği ayet(bakara.4) ve hadis ile(tecridi sarih .44) Ve bütün ümmetin fikir birliği ile kesin olarak Ahiret gününe inanmak imanın şartdır. ve farzdır. ahiret günü denilince Bu alemin hepsinin yok olması ve hayatın tamamı ile sona ermesi ahiret hayatının başlaması anlaşılır. Ahiret hadiselerine gelincede şu 9 şey akla gelir.
1-Canlılar için ahiret hayatının başalngıcı olan berzah (kabir) hayatı.
2-Sura üfürülmesi ve herkesin tekrar dirilerek kabirlerinden kalkıp mahşerde toplanması.
3-Dünyada iyilik yada kötülük cinsinden yapılan işlerin kaydedildiği amel defterinin sahiplerine okunması
4-İyilik ve kötülüklerin tartıldığı mizan(terazi) nın kurulup amellerin tartılması.
5-Bütün insanların üzerlerinden geçmeleri mecburi olan sırat köprüsünden geçilmesi.
6-İmanlı ve ameli iyi olanların gideceği cennet.
7-İmansız ve ameli iyi olmayanların gideceği cehennem.
8-Peygamberimizin ve seçkin müminlerin başında bulunacağı kevser havzı.
9-Peygamberimizin müminlere şefaati gibi hadiseler hatıra gelir.
MÜNKER-NEKİR: Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melek .Bunların Münker ve Nekir diye isimlendirilmesi her ikisininde aşina olmadığımız garip bir surette olmalarındandır.Ehli sünnete göre Münker ve Nekir ölen kişiye rabbini,Peygamberini sorarlar.Mümin kişi bu sorulara cevap verir. Ama kafir veremez.Bu husustaki hadisler pek çoktur.Söz komusu iki melek ölünün kabrine gelir. ve melekler sorularını yöneltirler.HADİS:Hz peygamber(sav) şöye buyurduğu rivayet edilmiştir.'' Ölü defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker ötekine Nekir denir.Ölüye resulullah hakkında ne diyorsun? diye sorarlar. oda kelimei şehadeti getirir. Sonra melekler. kabri 70*70 zira kadar genişletilir. Ve aydınlatılır. Sonra ona yat denir. Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan güveğinin uyuması gibi uyu derler.Böylece yattığı yerden Allah(cc) tekrar onu diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise insanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim bilmiyorum der. Meleklerde arza onu sıkıştırın derler. Arz onu sıkıştırınca kaburga kemikleri biribirine geçer. Allah onu yattığı bu yereden diriltinceye kadar azap devam eder.(tirmizi.70)(ibrahim .27)''Allah iman edenleri dünyadada Ahirettede değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zalimleri ise saptırır. Allah(cc) dilediğini yapar.''Ayette geçen Ahiret hayatından maksat kabir hayatı, sözden maksat ise kelimei şehadettir.
İşte bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaran bitmez tükenmez.bir halde devam edecek olan aleme Ahiret alemi denir.En son ve en mükemmel din olan islama göre (maide.3) meydana geleceği ayet(bakara.4) ve hadis ile(tecridi sarih .44) Ve bütün ümmetin fikir birliği ile kesin olarak Ahiret gününe inanmak imanın şartdır. ve farzdır. ahiret günü denilince Bu alemin hepsinin yok olması ve hayatın tamamı ile sona ermesi ahiret hayatının başlaması anlaşılır. Ahiret hadiselerine gelincede şu 9 şey akla gelir.
1-Canlılar için ahiret hayatının başalngıcı olan berzah (kabir) hayatı.
2-Sura üfürülmesi ve herkesin tekrar dirilerek kabirlerinden kalkıp mahşerde toplanması.
3-Dünyada iyilik yada kötülük cinsinden yapılan işlerin kaydedildiği amel defterinin sahiplerine okunması
4-İyilik ve kötülüklerin tartıldığı mizan(terazi) nın kurulup amellerin tartılması.
5-Bütün insanların üzerlerinden geçmeleri mecburi olan sırat köprüsünden geçilmesi.
6-İmanlı ve ameli iyi olanların gideceği cennet.
7-İmansız ve ameli iyi olmayanların gideceği cehennem.
8-Peygamberimizin ve seçkin müminlerin başında bulunacağı kevser havzı.
9-Peygamberimizin müminlere şefaati gibi hadiseler hatıra gelir.
MÜNKER-NEKİR: Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melek .Bunların Münker ve Nekir diye isimlendirilmesi her ikisininde aşina olmadığımız garip bir surette olmalarındandır.Ehli sünnete göre Münker ve Nekir ölen kişiye rabbini,Peygamberini sorarlar.Mümin kişi bu sorulara cevap verir. Ama kafir veremez.Bu husustaki hadisler pek çoktur.Söz komusu iki melek ölünün kabrine gelir. ve melekler sorularını yöneltirler.HADİS:Hz peygamber(sav) şöye buyurduğu rivayet edilmiştir.'' Ölü defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker ötekine Nekir denir.Ölüye resulullah hakkında ne diyorsun? diye sorarlar. oda kelimei şehadeti getirir. Sonra melekler. kabri 70*70 zira kadar genişletilir. Ve aydınlatılır. Sonra ona yat denir. Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan güveğinin uyuması gibi uyu derler.Böylece yattığı yerden Allah(cc) tekrar onu diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise insanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim bilmiyorum der. Meleklerde arza onu sıkıştırın derler. Arz onu sıkıştırınca kaburga kemikleri biribirine geçer. Allah onu yattığı bu yereden diriltinceye kadar azap devam eder.(tirmizi.70)(ibrahim .27)''Allah iman edenleri dünyadada Ahirettede değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zalimleri ise saptırır. Allah(cc) dilediğini yapar.''Ayette geçen Ahiret hayatından maksat kabir hayatı, sözden maksat ise kelimei şehadettir.
AZAB
AZAB
HADİS:''Allah iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar . Ayeti kabir azabı hakkında indi. Ölüye kabrinde senin rabbin kim? diye sorulur.Oda rabbim Allahtır. Peygamberin Muhammettir diye cevap verir.(ibni mace.zühd.32-buhari tefsir.14) Kafirler ise sürekli kabir azabı görürler. işte ayet(mümin.46)''Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün azabın en ağırına sokun denir.'' Azabın mahiyetini daha derinlemesine görelim. Otorrite sahibi tarafından yapılan işkence ,eza,cefa, beden ve ruha tesir eden eziyet demektir.Bir terim olarak Allahın günahkarlara Dünya veya Ahirette vereceği ceza ve sıkıntıya azap denir. İslamda azap dünyevi ve uhrevi olmak üzere ikiye ayrılır.
1-DÜNYEVİ AZAP:Yüce Allah İmandan uzaklaşan, gönderdiği peygambere itaat etmiyen; Allaha isyan eden kavimleri helak etmiş; onları Dünyada azaplandırararak sonraki nesillere ibret yapmıştır. Hz Nuh kavminin sular altında kalması; Ad ve semut kavimlerinin başına gelen felaketler. Nemrut ve Firavunun helak oluşu Lut kavminin yere batırılması Dünyadaki azaba örnek olarak verilebilir.Bunlar Kuran-ı kerimde ibret için zikredilen kıssalardır.Dünyevi azabın birde eziyet,sıkıntı,fakirlik,v.b şekillerde imtihan amacıyla karşılaşılan şekli vardır.Bu imtihanın gayesi insanın sabır ve tahammül gücünün ölçülmesi; buna karşılık günahların affedilmesi yada manevi derecesinin yükseltilmesidir.Nitekim Kuran-ı kerimde (bakara.155) bu husus açıklanmaktadır.Buna göre dünyadaki bazı sıkınrtı ve ızdraplar. Ahirette sevaba dünya hayatının sonraki yıllarında refaha dönüşebilmektedir.Kafirler için ise dünyadaki azapta ahiretteki azapta aleyhlerinedir.nitekim.(bakara.114-hacc.9 )''Onlar için dünyada rezillik ve aşağılık ahirettede elem verici azap ve cehennem azabı vardır.''
2-AHİRET AZABI:Ahiret azabı , kabir azabı ile başlar.Nitekim işte ayet(taha.114)''Kim benim zikrimden(kuran) uzü çevirirse o kimse için (kabirde) dar sıkıntılı bir yaşayış vardır.Biz onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.O şöyle diyecek Ey rabbim beni niçin kör olarak haşrettin. Halbuki ben daha önce görüyordum.Allah(cc) diyecek bu böyledir.Çünkü sen sana ayetlerimiz geldide onları unuttun bugünde unutulma sırası sendedir.''HADİS:''Hz peygamber(sav) salih kullar için kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olacağını günahkarlar için ise cehennem çukurlarından bir çukur halini alacağını bildirmiştir.(tirmizi.kıyame .26)HADİS:''Allah resulu şöyle buyurmuştur. sizden biriniz vefat ettiğinde sabah ve akşam ona kendi makamı gösterilir..O kimse cennetlik ise cennete gireceklerin makamı cehennemlik ise cehennemin hücrelerinden bir yer gösterilir.Ve ona burası senin ebedi durağındır. Kıyamet günü buraya gönderileceksin denir.(recridi sarih.ter.6789
HADİS:''Allah iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar . Ayeti kabir azabı hakkında indi. Ölüye kabrinde senin rabbin kim? diye sorulur.Oda rabbim Allahtır. Peygamberin Muhammettir diye cevap verir.(ibni mace.zühd.32-buhari tefsir.14) Kafirler ise sürekli kabir azabı görürler. işte ayet(mümin.46)''Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün azabın en ağırına sokun denir.'' Azabın mahiyetini daha derinlemesine görelim. Otorrite sahibi tarafından yapılan işkence ,eza,cefa, beden ve ruha tesir eden eziyet demektir.Bir terim olarak Allahın günahkarlara Dünya veya Ahirette vereceği ceza ve sıkıntıya azap denir. İslamda azap dünyevi ve uhrevi olmak üzere ikiye ayrılır.
1-DÜNYEVİ AZAP:Yüce Allah İmandan uzaklaşan, gönderdiği peygambere itaat etmiyen; Allaha isyan eden kavimleri helak etmiş; onları Dünyada azaplandırararak sonraki nesillere ibret yapmıştır. Hz Nuh kavminin sular altında kalması; Ad ve semut kavimlerinin başına gelen felaketler. Nemrut ve Firavunun helak oluşu Lut kavminin yere batırılması Dünyadaki azaba örnek olarak verilebilir.Bunlar Kuran-ı kerimde ibret için zikredilen kıssalardır.Dünyevi azabın birde eziyet,sıkıntı,fakirlik,v.b şekillerde imtihan amacıyla karşılaşılan şekli vardır.Bu imtihanın gayesi insanın sabır ve tahammül gücünün ölçülmesi; buna karşılık günahların affedilmesi yada manevi derecesinin yükseltilmesidir.Nitekim Kuran-ı kerimde (bakara.155) bu husus açıklanmaktadır.Buna göre dünyadaki bazı sıkınrtı ve ızdraplar. Ahirette sevaba dünya hayatının sonraki yıllarında refaha dönüşebilmektedir.Kafirler için ise dünyadaki azapta ahiretteki azapta aleyhlerinedir.nitekim.(bakara.114-hacc.9 )''Onlar için dünyada rezillik ve aşağılık ahirettede elem verici azap ve cehennem azabı vardır.''
2-AHİRET AZABI:Ahiret azabı , kabir azabı ile başlar.Nitekim işte ayet(taha.114)''Kim benim zikrimden(kuran) uzü çevirirse o kimse için (kabirde) dar sıkıntılı bir yaşayış vardır.Biz onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.O şöyle diyecek Ey rabbim beni niçin kör olarak haşrettin. Halbuki ben daha önce görüyordum.Allah(cc) diyecek bu böyledir.Çünkü sen sana ayetlerimiz geldide onları unuttun bugünde unutulma sırası sendedir.''HADİS:''Hz peygamber(sav) salih kullar için kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olacağını günahkarlar için ise cehennem çukurlarından bir çukur halini alacağını bildirmiştir.(tirmizi.kıyame .26)HADİS:''Allah resulu şöyle buyurmuştur. sizden biriniz vefat ettiğinde sabah ve akşam ona kendi makamı gösterilir..O kimse cennetlik ise cennete gireceklerin makamı cehennemlik ise cehennemin hücrelerinden bir yer gösterilir.Ve ona burası senin ebedi durağındır. Kıyamet günü buraya gönderileceksin denir.(recridi sarih.ter.6789
SADAKA-İ CARİYE
SADAKA-İ CARİYE
Amel Allah rızası için olacak ve insan bu amelinin karşılığını yanlız Allahtan isteyip Allahtan bekliyecektir. İnsanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için yapılan ameller asla ameli salih değildir.Zira buradaki niyet bozukluğu insanı ihlassızlığa ve riyaya götürür.Riya için yaplıan hiçbir amelide Allah(cc) kabul etmez. Ameli salih sırf Allahın rızası gözetilerek yapılmış bir amel olursa kişinin duasının kabul olmasına sebep ve vesile olabilir.İnsan sıkıntılı anlarında daha önceden yapmış olduğu salih amelden dolayı Allahın izniyle sıkıntıdan kurtulabilir. Bu hususta müttefegun aleyh olarak nakledilen sahih hadis meşhurdur. HADİS:'' Mağaraya sığınan 3 adamın işledikleri salih amellerden dolayı mağaradan nasıl kurtulduklarını peygamberimiz(sav) bize haber veriyor. bakınız(buhari.edep.5- müslim.zikr.100) işte bu hadiste bizler için ibretler mevcuttur.Kişi sıkıntıya girebilir.O anlarda Allaha dua ederken zikretmesi gereken ameli salihi bulunmalı o güne kadar kişi amel defterine bu türden ameller kaydettirmelidir.İhlasla yapılan amel inciye benzer ne kadar küçük olursa olsun yinede kıymetlidir.nitekim bu hususta Kuran-ı kerimde (maide .35).Allah(cc) kendisine ulaşmamız için vesileler aramımızı emreder.'' vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allahı razı edecek Amel v.b dir. Vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allahı razı edecek ameldir.(ibni kesir.tefsir.2.63) Hayırlı evlatta ameli salih cümlesinden sayılmıştır.Hayırlı evlat yetiştirmek müslümanlar için son derece önemlidir. nitekim peygamberimiz(sav) HADİS:İnsan ölünce ameli kesilir.ancak 3 şey müstesna (onlar yazılmaya devam eder.) 1-Sadakai cariye :İnsanların istifade ettiği çeşme yol ,hastane,okul,cami.v.b şeyleri yapan yapımına katkı sağlayan , önderlik yapan ,sebep olan,vesile olan müslüman o eserler ayakta kaldığı müddetçe ve kullanıldığı müddetçe o eserin sevabından pay alır. o kadarki ölse bile sevap hanesine yazılmaya devam eder.2-Kendisinden istifade edilen ilim: Bir müslüman okutmuş olduğu veya okutulması sağladığı öğrencinin o öğrendiği bilgileri yerine getirip ibadet ettikçe veya iyiik yaptıkça o öğrencici aldığı sevaptan eksiltilmeyerek aynısı onu okutan vaya okutturana sevap olarak yazılır. o kadarki ölmüş olsa bile bu sevap kesilmez . Yazdığı kitap,film,v.b eserlerde böyledir. O kitabı okuyupta güzel amel işleyen ve iyilk yapan kişinin aldığı sevabın aynısı kitabı yazana veya kitabın çıkmasına vesile olana yazılır. Bu sevap yine kabirde de devam eder.3-Hayırlı evlat: Kişinin evladı hayır işledikçe dua ettikçe iyilik yaptıkça yine hiç eksilmeden ana babasına sevap olarak yazılır.(ebu davut.vesaya.14.ibni mace.mukadddime.20) Evlatların ameli salih olacak şekilde yetiştirilip ardımızdan bizlere hayır dua edip bırakılması önemli görevlerimizdendir.İman güneşten uzak kapalı bir kutuda yetiştirilmeye çalışılan çiçek misali sadece kişinin iç dünyasında gizlenip kalamaz. böyle bir iman yok olmaya mahkumdur. o ancak salih amellerle beslenip kuvvet kazanır. ve hayat bulur.(enbiya.105)'' Allah yeryüzüne salih kullarım varis ve hakim olacaktır. diye hükmetmiştir.''
Amel Allah rızası için olacak ve insan bu amelinin karşılığını yanlız Allahtan isteyip Allahtan bekliyecektir. İnsanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için yapılan ameller asla ameli salih değildir.Zira buradaki niyet bozukluğu insanı ihlassızlığa ve riyaya götürür.Riya için yaplıan hiçbir amelide Allah(cc) kabul etmez. Ameli salih sırf Allahın rızası gözetilerek yapılmış bir amel olursa kişinin duasının kabul olmasına sebep ve vesile olabilir.İnsan sıkıntılı anlarında daha önceden yapmış olduğu salih amelden dolayı Allahın izniyle sıkıntıdan kurtulabilir. Bu hususta müttefegun aleyh olarak nakledilen sahih hadis meşhurdur. HADİS:'' Mağaraya sığınan 3 adamın işledikleri salih amellerden dolayı mağaradan nasıl kurtulduklarını peygamberimiz(sav) bize haber veriyor. bakınız(buhari.edep.5- müslim.zikr.100) işte bu hadiste bizler için ibretler mevcuttur.Kişi sıkıntıya girebilir.O anlarda Allaha dua ederken zikretmesi gereken ameli salihi bulunmalı o güne kadar kişi amel defterine bu türden ameller kaydettirmelidir.İhlasla yapılan amel inciye benzer ne kadar küçük olursa olsun yinede kıymetlidir.nitekim bu hususta Kuran-ı kerimde (maide .35).Allah(cc) kendisine ulaşmamız için vesileler aramımızı emreder.'' vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allahı razı edecek Amel v.b dir. Vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allahı razı edecek ameldir.(ibni kesir.tefsir.2.63) Hayırlı evlatta ameli salih cümlesinden sayılmıştır.Hayırlı evlat yetiştirmek müslümanlar için son derece önemlidir. nitekim peygamberimiz(sav) HADİS:İnsan ölünce ameli kesilir.ancak 3 şey müstesna (onlar yazılmaya devam eder.) 1-Sadakai cariye :İnsanların istifade ettiği çeşme yol ,hastane,okul,cami.v.b şeyleri yapan yapımına katkı sağlayan , önderlik yapan ,sebep olan,vesile olan müslüman o eserler ayakta kaldığı müddetçe ve kullanıldığı müddetçe o eserin sevabından pay alır. o kadarki ölse bile sevap hanesine yazılmaya devam eder.2-Kendisinden istifade edilen ilim: Bir müslüman okutmuş olduğu veya okutulması sağladığı öğrencinin o öğrendiği bilgileri yerine getirip ibadet ettikçe veya iyiik yaptıkça o öğrencici aldığı sevaptan eksiltilmeyerek aynısı onu okutan vaya okutturana sevap olarak yazılır. o kadarki ölmüş olsa bile bu sevap kesilmez . Yazdığı kitap,film,v.b eserlerde böyledir. O kitabı okuyupta güzel amel işleyen ve iyilk yapan kişinin aldığı sevabın aynısı kitabı yazana veya kitabın çıkmasına vesile olana yazılır. Bu sevap yine kabirde de devam eder.3-Hayırlı evlat: Kişinin evladı hayır işledikçe dua ettikçe iyilik yaptıkça yine hiç eksilmeden ana babasına sevap olarak yazılır.(ebu davut.vesaya.14.ibni mace.mukadddime.20) Evlatların ameli salih olacak şekilde yetiştirilip ardımızdan bizlere hayır dua edip bırakılması önemli görevlerimizdendir.İman güneşten uzak kapalı bir kutuda yetiştirilmeye çalışılan çiçek misali sadece kişinin iç dünyasında gizlenip kalamaz. böyle bir iman yok olmaya mahkumdur. o ancak salih amellerle beslenip kuvvet kazanır. ve hayat bulur.(enbiya.105)'' Allah yeryüzüne salih kullarım varis ve hakim olacaktır. diye hükmetmiştir.''
18 Eylül 2022 Pazar
MİZAN
MİZAN:
Ölçü ve tartı işlerinde kullanılan tartı,ölçü aleti. Ahirette günah ve sevapların iyilik ve kötülüklerin ölçülüp tartılacağı manevi ölçü aleti , mizan terzisi eşyayı ve bir takım şeyleri ölçmek içinde kullanılır.Adalet terazisi, hak terazisi, iyilik terazisi,akıl terazisi gibi.Allah(cc) şöyle buyurur.
AYET: (rahman.7-9)''Allah(cc) göğü yükseltti ve mizanı o koydu.''
Kıyamet gününde iyi ve kötü amellerin tartılarak miktarının bilinmesine mahsus mizan haktır.Ve konulacaktır. Yüce allah bu terazi için Kuran-ı kerimde şöyle buyurur.
AYET: (enbiya.47)''Kıyamet günü adalat terazileri koyacağız.hiçbir kimseye hiçbir haksızlık yapılmaz. Hesap görenler olarak bizler yeteriz.''
(AYET: araf.8-9)''O gün vezin(amellerin tartılması) haktır.ve gerçektir.Mizanı ağır basanlar.(sevapları ağır gelenler.)işte onlar kurtulanlardır.Mizanları hafif gelenler (günahları çok sevapları az)ise ayetlerimize yaptıkları haksızlıktan ötütü kendilerini zarar ve ziyana uğratanlardır.''Ahirette amellerin tartılması için bir mizan kurulacaktır.Mizanda amellerin tartılması amel defterinin verilmesinden sonra olacaktır.Eğer zalimin hesabı varsa alacağı oranında mazluma bu sevap verilecektir.Zalimin iyiliği yoksa veya sevabı yetmezse mazlumun günahı alacağı oranında zalime yüklenektir.Peygamberimiz(sav) şöyle buyurur.
Ölçü ve tartı işlerinde kullanılan tartı,ölçü aleti. Ahirette günah ve sevapların iyilik ve kötülüklerin ölçülüp tartılacağı manevi ölçü aleti , mizan terzisi eşyayı ve bir takım şeyleri ölçmek içinde kullanılır.Adalet terazisi, hak terazisi, iyilik terazisi,akıl terazisi gibi.Allah(cc) şöyle buyurur.
AYET: (rahman.7-9)''Allah(cc) göğü yükseltti ve mizanı o koydu.''
Kıyamet gününde iyi ve kötü amellerin tartılarak miktarının bilinmesine mahsus mizan haktır.Ve konulacaktır. Yüce allah bu terazi için Kuran-ı kerimde şöyle buyurur.
AYET: (enbiya.47)''Kıyamet günü adalat terazileri koyacağız.hiçbir kimseye hiçbir haksızlık yapılmaz. Hesap görenler olarak bizler yeteriz.''
(AYET: araf.8-9)''O gün vezin(amellerin tartılması) haktır.ve gerçektir.Mizanı ağır basanlar.(sevapları ağır gelenler.)işte onlar kurtulanlardır.Mizanları hafif gelenler (günahları çok sevapları az)ise ayetlerimize yaptıkları haksızlıktan ötütü kendilerini zarar ve ziyana uğratanlardır.''Ahirette amellerin tartılması için bir mizan kurulacaktır.Mizanda amellerin tartılması amel defterinin verilmesinden sonra olacaktır.Eğer zalimin hesabı varsa alacağı oranında mazluma bu sevap verilecektir.Zalimin iyiliği yoksa veya sevabı yetmezse mazlumun günahı alacağı oranında zalime yüklenektir.Peygamberimiz(sav) şöyle buyurur.
HADİS:'' Mahşer yerinde 3 yerde korku ve endişe sebebiyle kimse kimseyi hatılamaz.
1-Mizan başında terazinin ağır çekip çekmeyeceğinin öğreninceye kadar.
2-Amel defterinin verildiği ve alın kitabımı okuyun denildiği zaman: kitabın sağındanmı? solundanmı? yoksa arkasındanmı? verileceğini öğreninceye kadar.
3-Cehennemin üstünde kurulduğu vakit.Sırat köprüsünün yanında (mansur Ali natif. taç.376)
1-Mizan başında terazinin ağır çekip çekmeyeceğinin öğreninceye kadar.
2-Amel defterinin verildiği ve alın kitabımı okuyun denildiği zaman: kitabın sağındanmı? solundanmı? yoksa arkasındanmı? verileceğini öğreninceye kadar.
3-Cehennemin üstünde kurulduğu vakit.Sırat köprüsünün yanında (mansur Ali natif. taç.376)
MAHŞER:
MAHŞER:
İkinci sura üflendikten sonra insanların hepsinin diriltilerek kabirlerinden kalkıp muhakeme edilmeleri için toplandıkları yer anlamına gelir. Mahşere (mevkif) zamanada (yevmül haşr) denilir. Şöyleki birinci sura üflendikten sonra Allahın kalmasını dilediği melekler müstesna canlıların hepsi ölecektir.Yerin ve göklerin düzeni bozulacaktır.Sonra göklerin ve yerlerin nizamı başka bir şekilde sağlandıktan sonra ikinci sura üfürüş sırasında her insan ve cin ruhları diriltilen bedenleri ile birleşir.Yani ruhları diriltilen bedenlere giydirilir. Nitekim Kuran-ı kerimde şöyle buyrulur.
AYET: (zümer.68)'' Birinci defa sura üflenince Allahın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde olanlarla yerde bulunan kimselerin hepsi düşüp ölecektir.Sonra ona bir daha üflenecek O anda görürsünki ölüler dirilip ayakta bakınıp duruyorlar.''Herkes dirildikten sonra mahşer denilen yere sevkedilir.Ve orada toplanır.İşte ayet:
AYET: (kehf.99)''Artık sura üfürülmüştür.Bu suretle hepsini mahşere toplamışızdır.''
AYET: (ibrahim .48) ''O gün yer başaka bir yere gök lerde başka göklere döndürülecektir. İnsanlar )kabirlerinden kalkıp ) bir ve kahhar olan Allahın huzurunda toplanacaklardır.'' Peygamberimizde mahşer hakkında şöyle buyurmuştur.H
ADİS:Kıyamet günü insanları halis undan yapılmış dümdüz ekmek gibi beyaz bir yer üzerinde toplanacaklardır.(buhari-müslim
HADİS:İnsanlar mahşere,yürüyerek,binek üzerinde,ve ateş azabı içerisinde olmak üzere 3 grup halinde sevk edileceklerdir.Ve 3 grup yüz üstü sürenerek geleceklerdir.(et taç.5.365)
İnsanlar ve cinler mahşerde toplandıktan sonra mahkeme olunmak için uzun süre çeşitli korku ve sıkıntılar içinde bekletileceklerdir. Bu müddetin 1000 yıl vya 50000 yıl arasında olduğu söylenir. Mahşerde peygamberimizin(sav) levaül hamd sancağı verilecektir.Ve bütün ümmet bu sancak altında toplanacaktır.(tirmizi.taç.5.385)
Mahşerde insanların bir an önce hesap olması için şefaatte bulunacak zat peygamberimiz(sav) olacaktır. onun bu şefaatine şefaati uzma denir.bu mertebe ve makamada makamı mahmut denir. Şöyleki mahşerde güneş insanların tepesine yaklaşacaktır.İnsanlar dayanamıyacakları ve tahammül edemiyecekleri son derece sıkıntıya ve zorluklara maruz kalacaklar.Şiddetli korku ve dehşetler içinde çok fazla bekleyeceklerdir.Kendilerinin bu güç durumdan kurtulmaları için şefaat edecek birini arayacaklardır.Bütün peygamberleri dolaşacaklar fakat hiçbiri yanaşmıyacaktır.Son olarak Hz Muhammed(sav)e gidecekler.oda secdeye kapanarak Allaha yalvaracak sonra duası kabul edilecektir.Bundan sonra mahkemeye geçilecektir.Herkesin dünyada yaptığı her iş sorulacak; amel defterleri verilecek mizan kurulacaktır.Mahşerde insanların muhakeme işleri bitirildikten sonra mehşerle cennet arasında, cehennemin üzerinde sırat köprüsü kurulacaktır.
İkinci sura üflendikten sonra insanların hepsinin diriltilerek kabirlerinden kalkıp muhakeme edilmeleri için toplandıkları yer anlamına gelir. Mahşere (mevkif) zamanada (yevmül haşr) denilir. Şöyleki birinci sura üflendikten sonra Allahın kalmasını dilediği melekler müstesna canlıların hepsi ölecektir.Yerin ve göklerin düzeni bozulacaktır.Sonra göklerin ve yerlerin nizamı başka bir şekilde sağlandıktan sonra ikinci sura üfürüş sırasında her insan ve cin ruhları diriltilen bedenleri ile birleşir.Yani ruhları diriltilen bedenlere giydirilir. Nitekim Kuran-ı kerimde şöyle buyrulur.
AYET: (zümer.68)'' Birinci defa sura üflenince Allahın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde olanlarla yerde bulunan kimselerin hepsi düşüp ölecektir.Sonra ona bir daha üflenecek O anda görürsünki ölüler dirilip ayakta bakınıp duruyorlar.''Herkes dirildikten sonra mahşer denilen yere sevkedilir.Ve orada toplanır.İşte ayet:
AYET: (kehf.99)''Artık sura üfürülmüştür.Bu suretle hepsini mahşere toplamışızdır.''
AYET: (ibrahim .48) ''O gün yer başaka bir yere gök lerde başka göklere döndürülecektir. İnsanlar )kabirlerinden kalkıp ) bir ve kahhar olan Allahın huzurunda toplanacaklardır.'' Peygamberimizde mahşer hakkında şöyle buyurmuştur.H
ADİS:Kıyamet günü insanları halis undan yapılmış dümdüz ekmek gibi beyaz bir yer üzerinde toplanacaklardır.(buhari-müslim
HADİS:İnsanlar mahşere,yürüyerek,binek üzerinde,ve ateş azabı içerisinde olmak üzere 3 grup halinde sevk edileceklerdir.Ve 3 grup yüz üstü sürenerek geleceklerdir.(et taç.5.365)
İnsanlar ve cinler mahşerde toplandıktan sonra mahkeme olunmak için uzun süre çeşitli korku ve sıkıntılar içinde bekletileceklerdir. Bu müddetin 1000 yıl vya 50000 yıl arasında olduğu söylenir. Mahşerde peygamberimizin(sav) levaül hamd sancağı verilecektir.Ve bütün ümmet bu sancak altında toplanacaktır.(tirmizi.taç.5.385)
Mahşerde insanların bir an önce hesap olması için şefaatte bulunacak zat peygamberimiz(sav) olacaktır. onun bu şefaatine şefaati uzma denir.bu mertebe ve makamada makamı mahmut denir. Şöyleki mahşerde güneş insanların tepesine yaklaşacaktır.İnsanlar dayanamıyacakları ve tahammül edemiyecekleri son derece sıkıntıya ve zorluklara maruz kalacaklar.Şiddetli korku ve dehşetler içinde çok fazla bekleyeceklerdir.Kendilerinin bu güç durumdan kurtulmaları için şefaat edecek birini arayacaklardır.Bütün peygamberleri dolaşacaklar fakat hiçbiri yanaşmıyacaktır.Son olarak Hz Muhammed(sav)e gidecekler.oda secdeye kapanarak Allaha yalvaracak sonra duası kabul edilecektir.Bundan sonra mahkemeye geçilecektir.Herkesin dünyada yaptığı her iş sorulacak; amel defterleri verilecek mizan kurulacaktır.Mahşerde insanların muhakeme işleri bitirildikten sonra mehşerle cennet arasında, cehennemin üzerinde sırat köprüsü kurulacaktır.
HESAP GÜNÜ:
HESAP GÜNÜ:
Allah tarafından insanların bu dünyada iken yaptıkları iyilik ve kötülüklerinden dolayı Ahirette hesaba çekileceklerine dair dikkat çekilen günün adı. Din günü, ceza günü ile hemen hemen aynı manaya gelir.Hesap gününe iman etmek islamiyetin inanç esaslarından birini teşkil eder. Bu günün hak olduğu birgün mutlaka gerçekleşeceği Kuran la sabittir.
AYET: (ibrahim .51)'' Allah herkesi kazandığının karşılığı olmak üzere (diriltecektir) şüphesiz Allah(cc) hesabı çabuk görendir.''
AYET: (araf.6)''Elbette kendilerine peygamber gönderilenlerede gönderilmiş olan peygamberlerede soracağız.ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız.Zaten biz onlardan uzak değiliz.''
Ayetlerden açıkça anlaşılıyorki sorguya çekilmesi gereken herkesin hesap günü ifadesi alınacaktır. Her ümmete peygambere itaat edip etmedikleri her peygamberede tebliğ vazifesini yapıp yapmadığı ve ne gibi zorluklarla karşılaştıkları sorulacaktır.
AYET: (ZİLZAL.6) O gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilmek için bölük bölük dönerler.
AYET: (mümin.17)''Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir.Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu allah(cc) hesabı çabuk görendir.
AYET: (ali imran 30)''Herkesin yaptığı her hayrı işlediği her kötülüğü önünde hazır bulunacağı gün yaklaşmaktadır.O gün kişi kendisiyle yaptığı kötülükler. arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah(cc) sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor.''
AYET: (zilzal 7-8)'' Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür kimde zerre kadar şer işlerse onun karşılığın görecektir.''O dehşetli hesap gününde Allahın mümin kullarına korku yoktur. Onlar mahzunda olmayacaklardır.Dünyada iken yaptıklarına karşılık Rablerinin kemdilerine hazırladığı nimetlere sevinç içinde kavuşacaklardır. Kuran-ı kerim bu hususta şöyle buyurur.
AYET: (bakara.62) ''Şüphesiz iman edenlerle yahudilerden hiristiyanlardan ve sabbiilerden Allaha ve Ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için. Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi üzülmeyeceklerde'.' Onlara şöyle söylenecek
AYET: (sad.53)''İşte bu hesap günü için size söz verilendir.'' denilecek ve kolay bir hesaptan geçeceklerdir.
(AYET: inşikak.7-9)''Kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesapla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
AYET: (hakka.19-20)''Kitabı sağ tarafından verilen alın kitabımı okuyun doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum der''.Böylece hak etiği cennete girer.
Allah tarafından insanların bu dünyada iken yaptıkları iyilik ve kötülüklerinden dolayı Ahirette hesaba çekileceklerine dair dikkat çekilen günün adı. Din günü, ceza günü ile hemen hemen aynı manaya gelir.Hesap gününe iman etmek islamiyetin inanç esaslarından birini teşkil eder. Bu günün hak olduğu birgün mutlaka gerçekleşeceği Kuran la sabittir.
AYET: (ibrahim .51)'' Allah herkesi kazandığının karşılığı olmak üzere (diriltecektir) şüphesiz Allah(cc) hesabı çabuk görendir.''
AYET: (araf.6)''Elbette kendilerine peygamber gönderilenlerede gönderilmiş olan peygamberlerede soracağız.ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız.Zaten biz onlardan uzak değiliz.''
Ayetlerden açıkça anlaşılıyorki sorguya çekilmesi gereken herkesin hesap günü ifadesi alınacaktır. Her ümmete peygambere itaat edip etmedikleri her peygamberede tebliğ vazifesini yapıp yapmadığı ve ne gibi zorluklarla karşılaştıkları sorulacaktır.
AYET: (ZİLZAL.6) O gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilmek için bölük bölük dönerler.
AYET: (mümin.17)''Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir.Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu allah(cc) hesabı çabuk görendir.
AYET: (ali imran 30)''Herkesin yaptığı her hayrı işlediği her kötülüğü önünde hazır bulunacağı gün yaklaşmaktadır.O gün kişi kendisiyle yaptığı kötülükler. arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah(cc) sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor.''
AYET: (zilzal 7-8)'' Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür kimde zerre kadar şer işlerse onun karşılığın görecektir.''O dehşetli hesap gününde Allahın mümin kullarına korku yoktur. Onlar mahzunda olmayacaklardır.Dünyada iken yaptıklarına karşılık Rablerinin kemdilerine hazırladığı nimetlere sevinç içinde kavuşacaklardır. Kuran-ı kerim bu hususta şöyle buyurur.
AYET: (bakara.62) ''Şüphesiz iman edenlerle yahudilerden hiristiyanlardan ve sabbiilerden Allaha ve Ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için. Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi üzülmeyeceklerde'.' Onlara şöyle söylenecek
AYET: (sad.53)''İşte bu hesap günü için size söz verilendir.'' denilecek ve kolay bir hesaptan geçeceklerdir.
(AYET: inşikak.7-9)''Kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesapla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
AYET: (hakka.19-20)''Kitabı sağ tarafından verilen alın kitabımı okuyun doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum der''.Böylece hak etiği cennete girer.
GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR
Sayın okurlarım insan nerede ne zaman öleceğini bilemez. Kuran-ı kerimde şöyle buyrulur.
AYET:(lokman.34)''Kıyametin kopma zamanına ait bilgi Şüphesiz Allh nezdindedir. Yağmura o indirir. Rahimlerde olanı o bilir.Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğinide bilemez.Şüphesiz Allah herşeyi bilir herşeyden haberdardır.''
Bu ayetten açıkca anlıyoruzki Kıyamet ne zaman kopacağını Allahtan başka kimse kimse bilemez. Çok görüyor ve duyuyoruz. Bazı kendilerine şeyh diyen şarlatanlar. Bir zamanlar 1999 da kıyamet kopacak diyorlardı. Biz o zamanlarda karşı çıkıyorduk. Bu ayeti delil gösteriyorduk ancak maalesef epeyce inanan çıkıyordu. Bu açık ayete rağmen. Kaldıkı ilerde işleyeceğimiz. gibi büyük kıyamet alametleri henüz görülmemiştir. Ne dediysek inandıramıyorduk. Ama onların amacı başka tabi onların amacı eyvah kıyamet kopacak günahımda çok şu şeyhe ve müritlerine çok para ve mal vereyim de benim için dua etsinler. ve beni Allah affetsin . İşte amaç budur. Şimdi yine çeşitli tarihler vererek vatandaşları sömürmeye devam ediyorlar.Allah o şeyhleri veya medyum bozuntularını ıslah etsin ve onlara inananlara akıl versin ne diyelim.
Bu ayette üzerinde durulan ikinci şey Rahimlerde olanı Allahtan başka kimse bilmez. Tekniğin ilerlemesi ile çocuk ana rahminde canlandıktan sonra cinsiyetinin anlaşılır olması bu ayete muhalif değildir. Burada kast çocuğun cinsiyetini belirlemektir. Ana rahminde çocuk erkekmi olacak kız mı olacak buna ben karar beririm buyuruyor cenabı hak yani siz hiçbir zaman cinsiyeti kendiniz belirliyemiyeceksiniz. çocuğun erkekmi kızmı olacağına Allah karar verir.Yoksa Canım erkek istedi hadi erkek yapalım veya canım kız istedi hadi kız yapalım deme şansına sahip değilsiniz.İşte bunu hiçbir zaman başaramıyacaktır insan oğlu.
Bu ayette anlatılan bir başka husus hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yani başına ne geleceğini bilemez. Ölecekmi,kazamı geçirecek,yaralanacakmı,hastamı olacak,yarın iflas mı edecek, yoksa ummadığı bir yerden rızgımı açılacak bunu hiçkimse bilemez ve bilemiyecekte.Hiç kimse nerede öleceğinide bilemez.. Müslümanın önem vermesi ve dikkat etmesi gereken şey imanlı olarak ölmek olmalıdır. Buna çaba göstermelidir.İşte ayetler
AYET: (bakara.132)''Allh sizin için islam dinini beğenip seçti O halde sizde ancak müslüman olarak can verin.''
(AYET: aliimran.102)'' Ey iman edenler Allahtan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun sakın siz müslüman olmaktan başka bir sıfatla ölmeyin.''
AYET: (Aliimran.193) Ey rabbimiz artık bizim günahlarımızı bağışla kusurlarımızı ört. Canımızı iyiylerle beraber al.''
(AAYET: raf.126)'' Ey rabbimiz üstümüze sabır yağdır.Bizi müslüman olarak öldür.''
ECEL:Belli bir zaman parçasının sonu .son.Birşey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir.İnsanın veya herhangi bir canlının eceli kendisine tayin edilen ömrün son bulması ölmesidir. Sadec canlılar değil bütün herşeyin bir eceli vardır. dünyanın ecelide kıyametin kopmasıdır.
AYET: (Nahl.61)''Eğer Allah insanları yaptıkları her haksızlıkta cezalandırsaydı.Yeryüzünde tek canlı bırakmazdı.Fakat onları taktir edilen bir sureye kadar erteler.Ecelleri geldiği zamanda bir an dahi ne geri kalırlar. nede ileri geçerler.''(münafıkun.11)''Ecel geldiği zaman bir kimsenin ölümünü Allah(cc)GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR DEMEK GELECEĞİ ALLAH BİLİR DEMEKTİR YOKSA ŞU AN OLUPTA GÖREMEDİĞİMİZ BULAMADIĞIMIZ ŞEYLER GAYB DEĞİL KAYIPTIR BULUNABİLİR YAĞMURUN NE ZAMAN YAĞACAĞINI BİLMEK GAYBI BİLMEK DEĞİL TAHMİN ETMEKTİR BİRÇOK DEFA METOROLOJİNİN TAHMİNLERİNİN TUTMAMASI BUNA ÖRNEKTİR GEBENİN KARNINDAKİ BEBEĞİN CİSİYETİNİ BİLMEKTE GAYBI BİLMEK DEĞİLDİR GAYP O ÇOCUĞUN ANA RAHMİNE GİRMEDEN CİNSİYETİNİN BİLİNMESİDİR
Insanın duyuları ve ilmi ile öğrenemediği bir kısmını ancak peygamberlerin haber vermesiyle bilebildiği bir kısmını ise Allah`tan başka kimsenin bilmediği gizli şeyler, âlemler.Sözlük anlamıyla bir şeyin gözden gizli kalması demek olan "gayb" mastar olmakla beraber "gâib" ile aynı anlamdadır. Ancak"gayb" sen onu görmediğin halde o seni gören; "gâib" ise senin görmediğin, onun da seni görmediği şeydir, demişlerdir. Buna göre Allah "gayb"dir, "gâib" değildir. Şiîlerin; "gayb"dan maksat, Kur`an`da ve hadiste va`d edilen ve beklenilen Mehdîdir şeklindeki kabullenişlerinin doğrudan çok uzak olduğu, Fahruddin Razı tarafından ifade edilmiştir. Ayağın alt koğuguna. dağlararasındaki kuytu alçaltılara da ilk bakışta görülmedikleri için "gayb" denir. Gayb gerçeği, imanın belli başlı kaidelerinden ve Islam düşüncesinin en köklü esaslarından birisidir. Çünkü Islam`ın esasını oluşturan iman temelleri altıya indirgenirse bunların bir bakışa göre en az dördü, diğer bir bakışa göre tamamı gayb sahasına girer. Bir Islam düşünürü ve tefsircisinin ifadesiyle: "Gayba iman, insanoğlunun hayvanlar aleminden yücelişinin ayrılış noktasını teşkil eder." (Kutup, Terceme 5/265)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)